Dağlama Üstadı Münir Erbörü


Münir Erbörü, ahşap yakma sanatının önemli temsilcilerinden biri. Sultanahmet'e gittiğinizde Küçükayasofya Caddesi'ne yolunuz düşerse, caminin karşısında kendisine rastlayabilirsiniz. Muhtemelen, yeni bir eser için titizlikle çalışıyor ya da bir öğrencisinin çalışmasına bakıyor olacaktır. Sizinle de ilgileneceğinden şüpheniz olmasın.
Münir Erbörü, sabırla ve titizlikle eğiliyor ağaca. Ağaç anlıyor sevildiğini, ateşe bırakıyor kendini. Üzerinde desenler oluşuyor yavaş yavaş. Sonra her biri gölgelerle süsleniyor. Yakıldıkça güzelleşiyor, siyahın ve kahverenginin tonlarıyla bezeniyor. Uzunca bir süre emek verildikten sonra cilalanıp görücüye çıkmaya hazırlanıyor.
Ağaç, hatırı sayılır derecede ilgi görüyor ahşap yakma sanatından. Yıllarını bu işe vermiş bir sanatçı Münir Erbörü şöyle tanımlıyor bu sanatı: "Yurtdışında 'pyrogravure' diye bilinir. Ahşap veya diğer elverişli malzeme yüzeyleri, kızgın metal kalemlerle yakılarak çeşitli motiflerle bezenir. Dekoratif bir sanat tekniğidir işin özünde."
Adı üstünde, dekor için kullanılıyor bu tablolar. Selçuklular döneminden günümüze ulaşmış. Aslında resimlerin bire bir aynılarının yapılmasıyla başlamış ilk zamanlarda. Zamanla klasik siyah-beyaz resim tekniği tarzında yapılan kara kalem çalışmalarının yerini doldurmuş. Aslına bakarsanız, ahşap yakma sanatının kökeni Amerika'nın yerlilerine uzanıyor. Onlar savaşta kızgın milleri yakarak haberleşmeyi sağlamışlar. 19. yüzyılda yazma tekniği eskisine göre biraz daha gelişmiş. Ağacın ve ahşabın üzerine uygulanmaya başlanmış. Türkler de deri üzerine yazılar yazarak haberleşmeye çalışmışlar. Sonrasında bir süre unutulmuş. Bu işin pirlerine göre şu sıralar yeniden canlanıyor ahşap üzerine yazı yazma tekniği.
Hayatının en anlamlı hediyesi 'havya'...
70 yaşındaki Münir Erbörü, Konya'da doğmuş. İlkokulu bitirir bitirmez baba mesleği olan ayakkabıcılığa başlamış. 25 yaşlarındayken ailesiyle birlikte İstanbul'a taşınmış. Hayatında her şey rutin bir şekilde devam ederken, sanat okulunda öğretmen olan abisinin hediye ettiği bir makine neleri değiştirmiş bakın... Söz konusu hediye, küçük bir kutunun içinde bir havya... Yani elektrikle çalışan, kızgınlığıyla ağaç üzerine birtakım küçük resimler çizilebilen bir makine... Tabii, Münir Bey'in bu hediyeye olan hayranlığı abisinin tahmin ettiğinden çok daha fazla olmuş. Ayakkabı ticaretine devam ederken her gün biraz vakit ayırıp ağaç yakma işini öğrenmeye çalışmış Münir Bey. Sonrası ise, ahşap yakma sanatına adanan koca bir 30 yıl... Emekli olur olmaz kendine bir atölye kurmuş Erbörü. Ahşap yakmanın inceliklerini öğrenmek isterseniz, memnuniyetle anlatabilir size. Hatta dilediğiniz zaman öğrencisi olabilirsiniz.
İyisi mi, 'dağlama' diyelim biz buna
"Aslında bunun adı ahşabı dağlama sanatı olmalı." diyor Münir Erbörü. Ağaç tam anlamıyla yakılmıyor çünkü dağlanıyor. Erbörü, resimde, gravürde kavak ağacını kullanıyor çoğunlukla. Hat yazılarında ve bazı ince işçilik gerektiren detaylarda ise sert bir ahşabı... Sebebi ise kavak ağacı beyaz olduğu için gösterişli desenler üzerinde daha hoş görünmesi. İnce işçiliklerde ise yazının dağılma riski var. Bunun için kestane, ıhlamur gibi ağaçlar tercih ediliyor. Erbörü'ye göre türü ne olursa olsun ağaç üzerine yapılan her şey, iyi bir muhafazayla en az 200 yıl kalabiliyor.
Sabr-ı gönül atölyesi
Sultanahmet'e yolunuz düşer de Küçükayasofya Caddesi'ne kadar inerseniz Cami Sokak'ta Münir Erbörü'ye rastlayabilirsiniz. Muhtemelen, taptaze ağaç kokulu atölyesinde oturmuş, olanca dikkatiyle yeni eserler meydana getirmekle meşguldür. Sizi tüm samimiyeti ve nezaketiyle karşılayacağından şüpheniz olmasın. Ahşabın ustası Münir Erbörü, onu en güzel şekliyle icra eden ve bu sanatın nefes almaya devam etmesi için ücretsiz dersler verecek kadar işine âşık bir usta...
En iyi örnekleri Fransa'da
Ahşap yakma sanatı, pek çok ülkede yaygın olmasına rağmen en iyi örnekleri Fransa'da. Hatta sadece bu sanatın örneklerini yansıtan tabloların bir müzesi bile var. Erbörü, bu müzede çeşitli ülkelerde yapılan eserlerin toplanıp sergilendiğini söylüyor. Müzenin sorumlularından biri önümüzdeki günlerde Türkiye'ye gelip, Erbörü'nün atölyesinden de beğendiği bir tabloyu alacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

iyi ve güzel...