Sayfalar

Türkiye Posterleri

Görsel sanatlara ve dekorasyon işlerine ilgi duyanların dikkatini cezp edebilecek bir site, Türkiye Posterleri. Hem ülkemiz adına güzel ve başarılı çalışmaların yapıldığı hem de ilgi duyanların kullanımına  “Ücretsiz” olarak sunulmaktadır. Konu ile ilgili tüm katkı sağlayanlara teşekkür eder aşağıda kendi sayfalarından aldığımız tanıtım yazısı ile sizleri baş başa bırakıyoruz. İlerleyen zamanlarda bu çalışmalardan bir kısmını sayfalarımızda yayınlayacağız bilgisi ile iyi ve güzel zamanlar.
iyiturks


Türkiye Posterleri
Türkiye... En büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış, modern yaşamın ve en eski inanç sistemlerinin doğuşuna tanıklık etmiş, tarihçileri büyüleyen, arkeologların aklını başından alan, dünya haritasının kalbindeki eşsiz yerinde usulca uzanan güçlü ülkemiz... Evimiz!
Bizler, topraklarımızdaki tüm güzelliklerin ve sonsuz zenginliklerin far- kındayız. İstanbul Boğazı’nın ortasında bir inci gibi duran Kız Kulemizle, görenleri şaşkına çeviren Kapadokya’mızla, Ölüden iz’in ipeksi maviliğiyle, Efes’teki görkemli kütüphanemizle, Pamukkale’miz, Mardin’imiz, Karadeniz kıyılarımız ve bizi biz yapan tüm değerlerimizle gurur duyuyoruz.
‘Öyleyse’ dedik, ‘bilenler, bilmeyenlere anlatsın, Türkiye’nin marka değerini, Türk insanı yükseltsin’.
Kapadokya’da bir şarap mahzeniniz mi var... Ya da Bursa’da enfes kebaplar yapan bir lokantanız... Belki de Sultanahmet’te hediyelik eşyalar satan bir dükkânınız... Yani her gün, en az hemşerileriniz kadar turistle de karşılaşıyorsunuz. Onları; ülkemizin göz kamaştıran güzelliklerini anlatan, dünya standartlarında kaliteye sahip, özenle tasarlanmış posterlerle etkilemek istemez misiniz? İşte bu proje bunun için var!
Türkiye Posterlerini Kim Tasarladı?
Türkiye Posterleri, Emrah Yücel’in sahibi olduğu Iconisus Reklam Ajansı tarafından tasarlandı.
Neden?
Çünkü biz; grafik tasarımın, ülkemizin marka değerinin artmasında önemli bir güce sahip olduğuna inanıyoruz.
Iconısus Nedir?
Iconisus; 5 yıldır Türkiye’nin, Amerika ve Rusya’daki resmi turizm tanıtım kampanyalarını yürüten, ayrıca sinema reklamcılığı konusunda büyük deneyim sahibi olan Los Angeles merkezli bir reklam ve görsel çözüm ajansıdır.
Sitedeki Posterler Ücretli Mi?
Hayır. Posterlerimizin tamamı ücretsiz. En yüksek çözünürlüklü hallerini, herhangi bir ücret ödemeden sitemizden bilgisayarınıza yükleyip basabilir veya profesyonel bir baskı merkezinde bastırabilirsiniz.
Peki Sizin Bundan Çıkarınız Ne?
Bizim çıkarımız, ülkemizin marka değerine yaptığımız katkımız.
Posterlerinizi Kendi Sitemde Yayınlayabilir Miyim?
Çok seviniriz! Türkiye Posterleri Web Sitesi’nde yer alan tüm posterleri, kendi internet sitenizde, blog sayfanızda, Facebook’taki duvarınızda veya Twitter hesabınızda dilediğiniz şekilde paylaşabilirsiniz.

Antik Kentler:Antiphellos


Kaş'ta buluşmuş olan iki dilli bir yazıttan, Kaş'ın altındaki kentin Antiphellos olduğu kesin olarak anlaşılmıştır. Ancak Kaş'ın daha eski ismi Habesos'dur.
M.Ö. IV. yy.'da Antiphellos çok küçük bir yerleşim yeri olup biraz yukarısında bulunan Phellos'un limanı idi. Ancak Hellenistik döneme girilirken Phellos gerilemiş, Antiphellos ise gelişerek daha ön plana çıkmıştır. Bu durum Roma döneminde de devam etmiş, şehir bölge ormanlarından elde edilen sedir ağacı ticareti ve süngercilik sayesinde gelişerek Phellos'un limanı durumundan çıkmış ve kendine yeten zengin bir şehir durumuna gelmiştir.
Şehirde akropöl olarak nitelenen yükseltinin Meis Adası'na bakan yüzünde muntazam sur kalıntıları görülür. Ancak bu sur kalıntılarının kuzey ve batı yönlerinden günümüze bir şey gelememiştir. Deniz kenarındaki sur kalıntıları da bugün görülebilir. Şehrin batı kısmında kalan Çukurbağ Yarımadası'na giden yolun sağında Antiphellos'un denize bakan tiyatrosu oldukça sağlamdır.
Kaş'ın en önemli anıtı Uzun Çarşı Caddesi üzerinde, halıcı dükkânlarının arasında karşımıza çıkan ve tek bloktan oluşan bir lahiddir. Günümüze sağlam bir şekilde gelebilen lahdin üzerindeki sekiz satırlık Lykia dilindeki yazı okunamadığı için lahdin kime ait olduğu bilinmemektedir. Bu nedenle de halk ona Kral Lahdi adını yakıştırmıştır.
Meyis Adası'na en yakın noktayı oluşturan Kaş tarihi eserler yanında tam bir doğa cennetidir. Çukurbağ Yarımadası bir dil gibi denize uzanmakta, yarımada üzerinde yeni yapılmış modern oteller yarımadayı süslemektedir. Yarımada aynı zamanda güzel manzarasıyla 3km.'lik iyi bir yürüyüş parkurudur. Kaş'ın içinde Büyük Çakıl, Küçük Çakıl ve Akçagerme gibi plajlar tertemiz sularıyla dinlenebileceğiniz seçkin yerlerdir. Ayrıca kayıkla Çayağzı Plajı'na da gidilebilir. Kaş'ın etrafında yer alan 6 adet mağaradan Kaş'a 18 km. uzaklıktaki Mavi Mağara, Aşırlı Adası Deniz Mağarası, güvercinleri ile ünlü Güvercinlik Mağarası en ünlü olanlardır. Bu arada Kaputaş Plajı da bir dünya harikasıdır.
Kaş zengin tarihi yanında gün geçtikçe daha çok rağbet gören trekking, dağcılık, rafting gibi doğa etkinlikleri içinde sayısız olanaklar vermektedir. Doğa ile başbaşa olmak isteyenler için Gömbe'deki Yeşilgöl ve Uçansu Şelalesi iyi bir seçenek oluşturmaktadır. Akdağ'ın dibinde bulunan Gömbe, Kaş'tan 70 km uzaklıktadır. Akdağ ise Batı Torosların Kızlar sivrisinden sonra en yüksek zirvesidir. Burada bulunan küçük goller de doğanın büyüleyici parçalarıdır. Gömbe'de Komba antik kenti, buradan 13 km uzaklıkta Sütleğen yakınındaki Meryemlik'te Nisa antik kenti vardır. Burada da mezarlar, agora ve tiyatro kalıntıları izlenebilir. Kasaba yakınında da Kandyba antik kenti yer almıştır. Kaş'ın bir özelliği de bazı harabe yerlerine yaya olarak gidilmesidir. Örneğin Kaş'a 12 km uzaklıktaki Phellos'a yürüyerek güzel bir gezi yapılabilir. Phellos harabeleri Çukurbağ ve Pınarbaşı köylerinin hemen üzerindedir.
Kaş'a gelip Kekova'ya gitmemek mümkün değildir. Kaş'tan tekne ile gidildiği gibi karadan üç Üçağız'a gidilip kayıkla da gezilebilir. Bu dünya harikası yeri görüp batık şehre hayran olmamak elde değildir. Kaş'ın etrafında adı bilinen Istlada, Apollonia, İsinda, Kyaenai gibi antik kentler yanında ismi bilinmeyen birçok harabe yeri daha vardır. Bundan dolayı bir yol kenarında veya bir dağ yamacında eski eser kalıntıları görmek mümkündür. Örneğin Kaş'a 7 km uzaklıktaki Bayındır Köyü'nde antik bir kent bulunur. Yatların bağlanmasına çok uygun olan Bayındır Limanı üzerindeki yamaçta biri Lykia yazıtlı bir grup lahit bulunmaktadır. Burası çok küçük bir antik kent olmalıdır. Adının Sebeda olduğu ileri sürülür. Kaş'ın batısındaki yüksek arazide birkaç harabe yeri vardır. Seyret Yaylası üzerinde 760 m yükseklikteki üç tepeye yayılan, poligonal duvarlara sahip bir harabe görülür. Sidek Köyü yolunda poligonal duvarlı, gotik lahitli ve Lykia yazıtlı bir kaya mezarı bulunan diğer bir harabe yeri vardır. Hacıoğlan Köyü'nün yukarısında, bir tepe üzerinde, ırmağın kuzey yakasında bir kale ile üç Lykia mezarı dikkati çeker. Çardaklı Köyü'ne yakın bir yerde ismi bilinmeyen bir kent ile Bağlıca'nın yarım saat güneyinde, tepe üzerinde de bir kale bulunmaktadır. Tüse Köyü'nün yakınındaki alçak bir tepe üzerinde Tysse adında küçük yerleşme görülür. Yakınında Aladam denilen yerde üst bölümleri basamaklı bir mezar Lykia için ilginçtir. Merkezi Lykia'yı oluşturan Kaş çevresi tarihi ve doğasıyla bir harikadır.

Arkasspor Avrupada Tarih Yazıyor


Voleybolda, Avrupa Erkekler Şampiyonlar Ligi 6'lı play-off turu rövanş maçında Arkasspor, Rusya'nın Lokomotiv takımını altın sette 15-11 yenerek, dörtlü finale yükselen ilk Türk takımı oldu.
Erkekler voleybolda Avrupa kupası kazanan ilk Türk takımı olan Arkas Spor, bu sezon ikinci kez yer aldığı Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde “Dörtlü Final”e yükselerek, bir ilki daha başardı.Bu sene ikinci kez mücadele ettiği Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde (A) Grubu'nu lider tamamlayan İzmir temsilcisi, 12'li play-off turuna kalarak Türk takımları içinde bunu başaran ilk ekip oldu.
Mavi-beyazlılar, 12'li play-off turunda Polonya'dan Zaksa'yı eleyerek yoluna devam ederken, 6'lı play-off turunda eşleştiği Rusya'nın Lokomotiv takımıyla oynadığı ilk maçı 3-0 kaybetti.
Karşıyaka Spor Salonu'nda konuk ettiği rakibi karşısında rövanş maçında setlerde 2-0 geriye düşen Arkas Spor, daha sonra 3 seti de kazanarak maçı 3-2 kazandı. Maçın ardından oynanan altın sette de rakibini 15-11 mağlup eden mavi-beyazlı ekip, “Dörtlü Final”e adını yazdırmayı başardı.
Salon: Karşıyaka
Hakemler: Claude Krescher xxx (Belçika), Goran Gradinski xxx (Sırbistan)
Arkas Spor: Hansen xxx, Burutay xxx, Burak xxx, Agamez xxx, Bravo xxx, Duff xxx (Nuri xxx, Perrin xxx, Ceyhun xxx, Emin xxx, Hakkı xxx)
Lokomotiv: Divis xx, Ashchev xx, Sanches xxx, Biryukov xxx, Millar xxx, Butko xx (Golubev xx, Zhilin xx, Voronkov xx)
Setler: 25-27, 18-25, 25-22, 25-23, 16-14, 15-11
Süre: 142 dakika (28, 24, 27, 27, 18, 18)
Dörtlü final rakipleri
GM Capital Erkekler Avrupa Challenge Kupası'nı 2009 yılında kazanarak, Avrupa kupaları tarihinde şampiyonluk kazanan ilk Türk erkek takımı olan Arkas Spor, erkeklerde Avrupa Şampiyonlar Ligi “Dörtlü Final”inde mücadele edecek ilk ekip olmayı da başardı.
İzmir ekibi, ev sahibi Polonya'nın PGE Skra Belchatow takımının da katılımıyla, 17-18 Mart tarihlerinde Lodz kentinde oynanacak 4'lü finallerde mücadele edecek. Arkas Spor, PGE Skra Belchatow ve Rusya'dan Zenit'in dışında “Dörtlü Final”de yer alacak son ekip bu akşam iki İtalyan ekibi Lube Banca Marche ile PlanetWin365 arasında oynanacak maçın ardından belli olacak.
Kupada şimdiye kadar 10 maç yapan mavi-beyazlı ekip, bu maçlarda 8 galibiyet ve 2 yenilgi aldı. İzmir'de mağlubiyeti bulunmayan mavi-beyazlı ekip, Rus rakibini de İzmir'de yenmeyi başardı.

ABD'li Hastanın Karaciğer Nakli Tercihi Türkiye Oldu


ABD’li avukat Andrew M. Schauer, doktorlarının yönlendirmesiyle karaciğer nakli ameliyatı için Türkiye’yi seçti.
Profesör ağabeyi James J. Schauer’den karaciğerinin yüzde 60’ını alan Schauer, “ABD’deki sağlık hizmetinden hiçbir farkı yok, Türkiye belki daha da iyi” dedi.
ABD’li işadamı Donald Trump’ın televizyon şovu Apprentice’e hukuk hizmeti veren Andrew M. Schauer’e (44) 2.5 yıl önce böbrek kanseri tanısı kondu. Kanserli böbreği alındı. Yaklaşık bir yıl önce bu kez karaciğerinde kanser saptandı. Uygulanan ilaç tedavisine iyi yanıt verdi. Ancak bir süre sonra ilaç etkisini kaybetti ve tümör tekrar büyümeye başladı. Tümör karaciğerini istila etmişti. Normalde 1-1.2 kilo olan karaciğeri, yaklaşık 4.5 kilo olmuştu.
Tek seçenek nakil
Karaciğer yetmezliği nedeniyle sürekli zayıfladı, adaleleri eridi, büyük ağrılar çekmeye başladı. ABD’li doktorlara göre tedavide tek seçeneği kalmıştı, karaciğer nakli olmak. Kadavra sırasına girdi ama en alt sıralardaydı. Zamanla yarışırken, kadavradan nakilde ona sıra gelmesi neredeyse imkansızdı.
Çevre mühendisi profesörü olan ağabeyi James J. Schauer (48), tek kardeşiyle karaciğerini paylaşmaya gönüllüydü. Ama ABD’li doktorlar, “Yeterli deneyimimiz yok” deyince araştırmaya başladılar. Memorial Hastanesi’nden Prof. Dr. Münci Kalayoğlu’nun adına ulaştılar ve iletişime geçtiler. Prof. Dr. Kalayoğlu, bütün riskleri anlattı. “Garanti veremeyiz ama ameliyat olmak tek şansınız” dedi. Kardeşler kabul edince, önce ağabey geldi ve tetkikleri yapıldı.
‘2 ayın kaldı’ demişlerdi
Sonra Schauer, eşi Susan ve kızı Soren ile geldi. Ağabeyden alınan karaciğer, başarıyla nakledildi. Sadece iki ay ömrü kalan ABD’linin ömrüne ömür kattılar. Hastaneden taburcu olan Schauer, birkaç gününü de İstanbul’u gezmeye ayırdı. Schauer, “Türkiye’yi seçmeden önce başka alternatifleri de değerlendirdik. Buradaki sağlık hizmetinden, doktor ve hemşirelerden son derece memnunum. Hasta odaklı bir hizmet aldık. ABD’de de daha iyisi verilmiyor” dedi.
Kardeşimle daha da yakınlaştık
James J. Schauer: Biz 3 erkek kardeştik. Büyük ağabeyimizi kalp krizi nedeniyle 3 yıl önce kaybettik. Onun ölümünden sonra kardeşimle daha da yakınlaştık. Karaciğerimi vermeyi ben teklif ettim. Kendimi çok iyi hissediyorum. O iyileşecek ve birlikte güzel günlerimize geri döneceğiz.
Kalayoğlu: Dünya tersine döndü
Prof. Dr. Münci Kalayoğlu: Avrupa’da en çok nakil yapan ilk üç merkez arasındayız. Geçen yıl 140, bu yıl ilk iki ay 28 ameliyat yaptık. Dünya tersine döndü, ABD’den bize ameliyat için geldiler. Bir ABD’li cerrahı eğittik, Washington DC’ye gönderdik. Nisan ayında Wisconsin Üniversitesi’nden bir cerrah gelecek ve eğitim alacak. Sağlık hizmeti için artık yurtdışına gitmeye gerek yok.

Eleştiri: Yok edici Haset

Eleştiri sözlük anlamı olarak "Bir insanı, bir eseri, bir konuyu, doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek maksadıyla inceleme işi, tenkit" olarak tanımlıdır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere “Doğru ve Yanlış” üzerine “İnceleme” yapılarak ortaya konulan düşüncelerdir. Dolayısı ile eleştiri yapabilmek için eleştiri konusunda yeterli bir bilgi birikimi olmalı ki “Doğru ve Yanlışı” ayırt edebilecek incelemeleri yapabilelim.
Ülkemiz eleştiri konusunda inanılmaz bir sapma içindedir. Eleştiri adı altında kişilere, eserlere ve/veya kurumlara dolaylı ve doğrudan yıkıcı saldırılar yapılmaktadır. Saldırıyı eleştiri olarak sunan bu cahil, gözü kapalı anlayış genel olarak ta eleştiri konusunda elle tutulur bir üretimi olmayanlardır.
Eleştiri olarak sunulan bu saldırılar yıkıcı, yok edeci amaçlar hedefler. Eleştiriye konu olma onlar için “Başarı” etiketi taşıyan her türlü alanı kapsar. İlk olma, Başarma, Kazanma, takdir görme v.b kavramlar onlar için dayanılmaz bir saldırı dürtüsüdür. Öyle ki bazen bu kişiler kontrollerini kayıp ederek eleştiriye konu olan şey dışına çıkarak alakalı/alakasız ne bulursa saldırı materyali olarak kullanırlar.
Başarının çalışmaktan, yorulmaktan, emekten ve de en önemlisi bıkmadan başarana kadar denemeyi sağlayan hırs ve inanç duyguları ile pekişmiş, pes etmeyen bir yapıdan kaynaklandığını bilmezler. Sanılır ki başarı birden bire kendiliğinden olan doğal bir şeydir.
Birkaç örnek ile bu tarz, eleştiri diye sunulan saldırıları daha iyi anlatabiliriz.
İlk Türk Otomobili “Devrim”: Sıfırdan kıt imkânlarla işin en zorunu başaran kahraman ekip ilk Türk otomobilini üretmeyi başarmıştı. Ancak heyecandan mı, yorgunluktan mı ya da bilenmeyen her nedenden dolayı yeterli benzini konulmayan otomobil çalışmayınca direkt olarak darağacında infaz edildi. O kadar güçlü o kadar yıkıcı saldırılar düzenlendi ki tüm ülke tüm yetkililer beceriksiz bir girişim olarak “Devrim” otomobilini tarihin derinliklerine gömdüler.
Fetih 1453 Filmi: Yılların yakınılan konusudur. Hollywood uydurulmuş kahramanlar üzerine hayal kahramanlarını satarken, bizler niye yaşanmış gerçek hikâyelerimizi, kahramanlarımızı anlatamıyoruz diye. Sürekli bir babayiğidin çıkıp bu imkânsızmış gibi görünen hayali gerçekleştirilmesi beklenir. Başrol ve yönetmen kadrosuna da Türk olanlar yakıştırılmaz, Hollywood’un anlı şanlı isimleri üzerinden projeler kurgulanırdı. Sonunda bir babayiğit çıktı ve elini tam almamı ile taşın altına soktu. En önemli işleri de yerli kaynaklardan sağladı. Ortaya insanları heyecanlandıran ve izlemeye değer bir yapım çıkardı. Başarı sağlanır sağlanmaz yine kıskançlık ve aşağılık duygusu ile harmanlanmış duygular ifade bulmaya başladı. Yok o sahne şuna, şu sahne buna benzemiş; Türkün Türke reklamı (Türkün Türkü aşağılaması normalmiş gibi) v.b.  Sanki sinema dünyasında ilk çekimlerde her şeyi tam mükemmel filmler varmış, sanki her çekilen film Oskar’lıkmış gibi yapılan bu eleştiriler ne bu işi yapanları daha iyisi için motive edici ve yol göstericidir ne de bu tarz işlere niyetlenenler için cesaret vericidir.
Nakil Ameliyatları: Çok zor ama bir o kadar da yüksek itibarlı bir iş. Tıp alanındaki ileri düzeyi gösteren bir iş, nakil. Ülkemizde de bu alanda dünyada örnek gösterilen ve öne çıkan pek çok başarılı operasyonlar yapılıyor. Tabii ki her tıbbi müdahalede olduğu gibi nakillerde de risk unsuru mevcut. Özelliklede ilk yapılan her uygulamada bu risk daha da yüksek ve belirsizdir. Ancak bu riskleri göze almadan bu tarz işlemlerin yapılma olasılığı da yoktur. Bu konuda da başarılı olan bir uygulamayı aşırı abartılı ve magazine dökerek (Dünyadaki en yakışıklı yüz nakli v.b) riskleri görmezden gelmek ve ilk başarısızlıkta bu işi yapanları acımasızca eleştirmek bize has bir şey olmalıdır.
Sportif Konular: Genel olarak bir konu popüler olunca bu tarz kişiler kendini tutamaz ve deşifre ederler. Ülkemizde spor ve de Futbol en popüler konular. Bu konudaki yersiz, gereksiz, konuya katkısız bir sürü örnek mevcuttur. Futbolda Hem milli takım hem Kendi kulübü bazında birinci sınıf bir statüye kavuşturmuş Fatih Terim hayal bile edilemeyen pek çok başarıya rağmen akla hayale sığmayan nice saldırılara uğramıştır. Milli takım düzeyinde Uluslar arası kupalara katılmamızı hayalden çıkarıp gerçeğe dönüştüren, Kendi Kulübüne Avrupa Kupası kazandıran Fatih Terim değil de kendileriymiş gibi eleştiren bu zihniyettekiler onun sürekli olarak tökezlemesini beklerler. Ya Şenol Güneş! Rüyamızda görsek inanamayacağımız(bu yetersizlik duygusu öyle bir işlemiş ki içimize!) bir başarıyı yaşatarak Milli Takımımızı Dünya kupasında üçüncü yaptı. Ama o noktaya gelene kadar kendisine yapılanlar! Öyle ki bu aymazları dünya üçüncülüğü de kesmedi ve saldırılarına başarıyı küçümseyerek devam ettiler. Günümüzde en canlı örnek Beşiktaş kulübü ve onun hocası Carvalhal. Lig başlarken beklenmedik bir şok yaşayan kulübün hocası içeri alındı. Bu kulübe nöbetçi bir hoca olarak gelen Carvalhal en güzel Tevazu örneğini göstererek her zaman takımın hocası olarak Tayfur Havutçuyu anarak daima onure etti. Ortalama üç günde bir maç oynayan ve sakatlıklardan dolayı as oyuncularının çoğunluğundan faydalanmayan bu hoca, maddi sıkıntıları da olan bu takım ile geçen yıl Avrupa’da kupa finali oynamış ve 10 maçtan fazladır yenilmeyen bir takımı elemiş, Ligde ilk üç içinde yer almış ve kupada yoluna devam ettirmiştir. Bu kadar zor şartlarda dirençli ve başarılı bir takım kurgulayan bu hoca ve takımı uzatma dakikalarında kazanırken kayıp ettiği Lig lideri Galatasaray maçından sonra bu tarz saldırılara hedef olmuştur.
Örneklerini her alanda çoğaltabileceğimiz bu tarz yaklaşımlar medya kuruluşlarınca da itibar görüp öne çıkartılınca doğal olarak hayatımızda ki varlıkları devam ediyor. Toplumsal olarak “Hiçbir başarı cezasız kalma” bilinçaltı ile yaşayan ülkemizde bir şeyleri başarmak cesaret ve yüksek seviyede dirençli bir yapı gerektirmektedir. Bunu başaran az sayıdaki cesur insanlarımızın değeri maalesef yıllar geçtikten ve çoğunluklada bu kişiler dünyamızdan göçtükten sonra kendilerine layık görülmektedir.
Her alanda bir değişim ve gelişim yaşayan ülkemizde “eleştiri” konusunda köklü bir bakış açısı değişikliği gereklidir. Eleştiri ile saldırıyı ayırarak, çıkarcı, kıskanç ve habis duygularla yapılan bu tarz yaklaşımları değersizleştirmeli ve etkisizleştirmeliyiz. Yapıcı, yol gösterici veya Sadece ilgili konu ile ilgili olarak yapılan eleştirileri ön plana çıkarmalıyız. Toplumsal olarak içimize sinen olumsuz, yıkıcı ve caydırıcı bu yaklaşımdan kurtulmak için her alanda ve her yaş grubunda bir seferberlik yapmalıyız.
iyiturks