2. Türkçe Bayramı İçin Geri Sayım Başladı!

Yunus Emre Enstitüsü tarafından, T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde bu yıl ikincisi düzenlenen “Türkçe Bayramı” programı, 27 Ağustos Cumartesi günü İstanbul Ülker Sports Arena’da Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımlarıyla gerçekleşecek.
“Türkçe Yaz Okulu” kapsamında 46 ülkeden 540 öğrenciyi Türkiye’nin 16 farklı ilinde ağırlayan Yunus Emre Enstitüsü, “Türkçe Yaz Okulu” finalini 27 Ağustos’taki “Türkçe Bayramı” ile taçlandıracak.
Türkçe Bayramı, kültür elçilerinin “İnsan ve Türkçe” temalı gösterisi ile dünyaya vereceği büyük mesaja sahne olacak. Öğrenciler sahneledikleri eserlerle dünyaya “Türkçe” barış, dostluk ve sevgi mesajları gönderecekler.
Türkçe Bayramı’nın ilki 2015 yılında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde ve çok sayıda bakanımızın onurlandırmasıyla 60 ülkeden 500 öğrencinin katılımıyla 22 Ağustos’ta İstanbul Ülker Sports Arena’da gerçekleşmişti.
Türk kültürü için kültür elçileri Türkiye’de
Yunus Emre Enstitüsünün bu yıl yedincisini düzenlediği “Türkçe Yaz Okulu” programı, 46 ülkeden 540 yabancı öğrencinin katılımı ile 25 Temmuz-27 Ağustos tarihleri arasında Türkiye’nin 16 farklı şehrinde gerçekleşti.

Bir Yabancılaşma Hikayesi : Arda Turan

Gündemimizde Futbol Milli Takımımızın Euro 2016 da aldığı başarısız sonuçlar var. Bir önceki yazımızda bu konudaki görüşlerimizi kaleme aldık.
Bu yazımızın öznesi Arda Turan. Takım kaptanı olması, çok fazla beklenti olması ve çeşitli nedenler ile aşırı biçimde kamuoyu önünde olması sebebi ile başarısızlığın asıl aktörlerinden sayılıyor.
Uzun bir süre soluksuz biçimde yükseliş trendinde olan yaşamı birden bire aşağıya doğru devrilmeye başladı. Barcelona gibi hayallerinin takımında oynama onuruna ulaşan, milli takımda kaptanlık sorumluluğu verilen bir starken, şimdi her taraftan gelen acımasız eleştiri oklarının hedefinde.
Aslında şu an ki durum açık açık kendini belli eden ve geliyorum diye yüksek sesle seslenen bir konu. Bunu sadece görmek istemedik.
2015 yılında Arda'nın sosyal medyada ki şu paylaşımından "Kendimi kötü hissediyorum; bazen doyumsuzluğuma, aç gözlülüğüme kızıyorum, hiçbir şey yokken. Allah çok şey verdi ama işte insanız... Hep biraz daha fazlasını çekiyor nefis. Daha fazla para, daha fazla araba, daha fazla ev. İnanın hiçbir şey olmuyor. Olmayan olsun, olan daha fazla istiyor, bu mücadele hayatı alıp gidiyor. Eskiden haftada bir kere köfte yerdik. Çok iyiydi bizim Atilla abinin köftesi, çeyrek severdim ekmeği çıkartıp üstüne kapatırdı. Şimdi her gün köfte var ama aynı tat yok. Böyle bir şey işte hayatın sınavı... Yokken özlem duyulan, varken sıkılınan... Annem bazen '70 metrekare evi özlüyorum' diyor. Haklı, çünkü o zamanlar daha samimiydi her şey. Babam geçen gün anneme 'Arda'yla gezdik, bana çok sarıldı' dedi, mutlu olmuş." etkilenmemiz üzerine kaleme aldığımız "ArdaTuran: Şimdi her gün köfte var ama aynı tat yok" isimli yazıda şu tespitlerde bulunmuşuz:
Hayat büyüdükçe insana şekil verir ve kendi yolunu seçmesi konusunda zorlar. Kimine dert, tasa, yokluk verir sınar; Kimine ne gam verir, ne tasa, üstüne de bonkörce varlık verir sınar.
Tepkilerimiz bizi biz yapar. Ömür uzun bir yolculuk gibi görünse de, yaş geçtikçe zaman hızlanır ve neticede göz açıp kapama anı kadar bir sürede sona erir, haber vermeden.

Başarısızlığın Dip Noktasında Hadsizliğin Tavan Yapması

Malum, milli takım Euro 2016 turnuvasında ilk iki maçını kayıp etti. Yüksek beklentiler ile gidilen turnuvadaki başarısız sonuçlardan çok, takımın dirençsiz ve isteksiz hali bizleri üzdü, bir kesimi ise zıvanadan çıkan çirkinliklerine sebep oldu.
Üzülmek, eleştiride bulunmak veya protesto etmek insani haktır. Çoğu duygusal olarak ani gelişen tepkilerdir. Nasıl ki iyi neticelerde sevinç, övgü ve takdir var ise, kötü neticelerde de bu şekilde davranışlar makuldür. Her iki durumda da taraflar olgun, kararında ve makul olduğu sürece bir sıkıntı bulunmamaktadır.
Ne yazık ki olgunlaşamamış karakterler nedeni ile iki durumda da aşırıya kaçmalar ve çoğunluğu rahatsız eden davranışlar bulunmaktadır. Başarı adına ilahlaştırmalar, dünyaları ben yarattım edaları ve yukarılarda uçan egoların karşılığı olarak; Başarısızlık durumunda linçe varan maddi, manevi saldırılar ile, eleştirilere karşı takınılan tahammülsüz tavırlar aynı çerçevede yaşanılmaktadır.
Netice itibarı ile bu turnuvaya katılmak başlı başına guru duyulacak bir başarıdır. Üstelik mucizevî bir biçimde Hollanda gibi futbolda söz sahibi bir ülkeyi de ekarte ederek katılınan bir turnuva söz konusu olan.
Tabii ki turnuvada insanları bu noktaya getiren başarısız sonuçlardan daha çok, takımın oynadığı alışık olunmayan ruhsuz ve dirençsiz oyun. Baştan kayıp edilmiş ve bir angaryaymış gibi çıkılan maçlar.
2012 yılında yazdığımız “Eleştiri: Yok edici Haset” değerlendirmede bu konu ile ilgili şu tespitlerde bulunmuştuk: “Futbolda Hem milli takım hem Kendi kulübü bazında birinci sınıf bir statüye kavuşturmuş Fatih Terim hayal bile edilemeyen pek çok başarıya rağmen akla hayale sığmayan nice saldırılara uğramıştır. Milli takım düzeyinde Uluslar arası kupalara katılmamızı hayalden çıkarıp gerçeğe dönüştüren, Kendi Kulübüne Avrupa Kupası kazandıran Fatih Terim değil de kendileriymiş gibi eleştiren bu zihniyettekiler onun sürekli olarak tökezlemesini beklerler.” Görüldüğü üzere günümüzde değişen pek bir şey olmamış. Hatta sosyal medya ve teknolojik imkânların gelişmesi ile beraber bu kesim genişlemiş ve seviyesini daha da düşürmüştür.

Tebrikler Beşiktaş Tebrikler Fikret Orman

Beşiktaş 2015-2016 sezonun Spor Toto Süper Lig şampiyonu oldu. Çok zor yollardan, çok zor yıllardan sonra kazanılan bu şampiyonluk doğru değmiştir tüm bu zorluklara.
Taraflı tarafsız herkesin sempati ile baktığı bir takım olan Beşiktaş, yakın zamanlarda bu yoldan bir sapma gösterse de, son başkan Fikret Orman ile tekrar O Eski Beşiktaş kimliğine kavuşarak olması gerekene yere gelmiştir. Bu önemli sapma ona hep başarı, hem para hem de sempati kaybına mal olarak, zamanın doğal gidişatı içinde cezayı kesmiştir bu köklü kulübümüze.
Gösteriş, şov, üsten bakma, caka satma, kavgalar vd kıran kıran rekabet denilen curcuna, gürültü bu kulübe göre değil.
Neyse ki bir vesile ile bu yoldan dönülerek, rahmetle andığımız Sayın Seba dönemindeki özüne kavuşarak, eski Beşiktaş olarak yoluna devam etmiştir.
Tabii ki eski Beşiktaş olmanın olmazlarından biride ekonomik sıkıntılar bu yoldan eşlik etmiştir yönetime. Ama geçmişin özüne dönmenin verdiği pozitiflik ile her şey bir şekilde hallonulup, zor günlerin ardından Güneşli günlere kavuşulmuştur. Kim bilir bundan sonra yıllar sürecek bir bahar mevsimi bekler Kara Kartalları.
Temeli 3/4 yıl öncesine dayanan yeniden kurulmuş olan bu takım, hak ettiği kupayı gecikmeli olsa da hiç bir kötü intiba bırakmadan, bileğinin hakkı ile bu sene kazanmıştır.
Yakın geçmişte çok kere yaklaştığı bu mutlu sona, tecrübesizliğe, sıkıntılı imkânlara ve de kısmetsizliğine yorulan nedenlerle bir türlü ulaşamamıştılar. Ama bu sene tüm bunları bir bir alt ederek hakkı ile ulaştılar şampiyonluk şerefine.
Beşiktaş oynadığı futbol ile izleyenlere keyif vermekte ve bu oyunu tekrardan sevdirmekte bizlere. Oyuncu yapısı ile örnek olmakta ve bunun keyif alınan bir oyun olduğunu hatırlatmaktadır bizlere. Takımdaşlığı, arkadaşlığı ve bir olmanın güzelliklerini yansıtmaktadır bizlere.
Beşiktaş ve bu zor yolculukta Cesurca yola çıkan ve Beşiktaş geleneklerini kendine rehber kılarak kulübü benliğine döndürerek başarıya ulaştıran Fikret Orman ile ekibine tebrik ve teşekkürlerimizi sunar, gelecek zamanlarda daha güzel başarılara ulaşmalarını da temenni ederiz.

iyiturks

Obezite Tedavisi:Davranış Değişikliği Tedavisi

Vücut ağırlığının kontrolünde davranış değişikliği tedavisi, fazla ağırlık kazanımına neden olan beslenme ve fiziksel aktivite ile ilgili olumsuz davranışları olumlu yönde değiştirmeyi veya azaltmayı, olumlu davranışları ise pekiştirerek hayat tarzı haline getirmeyi amaçlayan bir tedavi şeklidir.
Davranış değişikliği tedavisinin basamakları
a) Kendi kendini gözlemleme
b) Uyaran kontrolü
c) Alternatif davranış geliştirme
d) Pekiştirme, kendi kendini ödüllendirme
e) Bilişsel yeniden yapılandırma
f) Sosyal destek