Sayfalar

iyiturks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iyiturks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Erkin Koray'a Veda

07 ağustos 2023 akşamı üzücü haber kısa sürede ekranlardan ülkemize yayıldı. 08 ağustos 2023 günü ise medyada her çeşitten konuya dair haber yer aldı. Türk rock müziğinin çınarlarından Erkin Koray 82 yaşında yaşama veda etti. Kanada'da olduğu ve hastaneye kaldırıldığı haberi sonrası vefat haberi peşin sıra geldi. Mazimizden bir yaprağın daha uçup gitmesi üzücü. Doğanın çarkları muntazam biçimde çalışıyor. Yapacak bir şey yok, olacak oluyor. Güzel olan geriye unutulmaz eserleri bırakabilmiş olması. Uzun yıllar geçse de mutlaka dönüp dolaşıp hatırlanılacak. Eserleri günün şartlarında tüketime yönelik değil, kendi iç dinamikleri olan sağlam temellerde inşa edilmiş kalıcı, zamansız. O nedenle zaman yolculuğunda mutlaka insanların karşısına çıkmaya, ruhlarına dokunmaya devam edecek.

Erkin Koray'ın hayatını tekrar okuyup, şarkılarını dinlerken sürüklendiğimiz diyarlarda karşımıza çıkan sima rahmetli Neşet Ertaş oldu. Sanki biri Türk Halk Müziğimizin bir dağının çınarı diğeri de Türk Rock müziğinin. İkisinin melodileri Anadolu'nun bağrındaki bu dağlarda yankılanıp duracak. Kimi sevinç kimi hüzün kimi kahkaha kimi gözyaşı olup ruhlarımızı dalgalandıracak, kabartıp coşturacak. Her iki büyük ozanımıza da Allahtan rahmet diliyoruz. Eserleri bizi biz yapan, bizi bize katan melodileri ile duyulacak Anadolu'muzun topraklarında nesilden nesile.

iyiturks



İyilik Ödülleniyor

Sitemizin özü iyilik temelli olduğundan, konu ile ilgili şeyler er ya da geç dikkatimizi çekiyor. Bunlardan sonuncusu Diyanet Vakfınca verildiğini fark ettiğimiz “Uluslararası İyilik Ödülleri” organizasyonu oldu.
İlki geçen yıl verilmiş olan "İyilik Ödülleri", bu yıl ikincisi verildikten sonra dikkatimizi çekti. İyiliğin teşvik edilmesi, fark ettirilmesi, ödüllendirilmesi dünyamız adına çok olumlu bir gelişme. İyiliğin bu tarz bir organizasyon ile  gündemimize girmesi kapsamı ve etkisi bakımından takdire şayan.
Temennimiz bu çalışmaların kalıcı olması, büyüyerek geniş kesimlere ulaşıp, iyilik dolu etkilere yaratması ve dünyamıza iyilikler katmasıdır.
Bu konuda dolaylı ve doğrudan emek harcayanlara şükranlarımızı sunar, çalışmalarının başarılı bir biçimde devam etmesini dileriz.
Aşağıda “iyilik ödülleri” isimli konu ile ilgili siteden aldığımız bilgileri sizlerle paylaşmak isteriz. İyi okumalar.
Türkiye Diyanet Vakfı 40. yılında kuruluş tarihi olan 13 Mart’ı “Uluslararası İyilik Ödülleri” günü ilan etmiştir. 2015 yılında ilk programını düzenlemiş ve iyilik sahiplerine ödüllerini vermiştir.
Dünyada ve yaşadığı toplumda çığır açan, bireyleri harekete geçiren, çevresine ilham veren, farklı dil ve kültürde yaşayan insanları güzellikte bir araya getiren, Yaratanın hatırına tüm yaratılmışları koruyan ve kuşatan iyiliklerin konu olduğu yaşanmış hikayeleri bu programda ödüllendirmiştir.

Kahramanı Annesi olan Kahraman: Muhammed Uğur Tüzün

İçinde çocuk olan, şefkat olan, yardım olan, vicdan olan, fedakârlık olan hikayeler bizleri çok etkiliyor. Böyle insanları başköşelere koyup, toplumların kahramanları olarak takdim etmek geliyor içimizden. Evlatları ile sınanan ailelerin yaptıkları gözlerimizi yaşartıyor, içimize insanlığa dair ne kadar güzel duygu varsa tomurcuklar açmasına ve yaşamdan keyif almamıza sebep oluyor.
Hürriyet gazetesinde bugünkü Gülben Ergen’in Bağcılar Belediyesi’nin Engelliler Sarayı ziyareti ile ilgili haberde benzer duyguları yaşattı bize.
Haberde birbirinden etkileyici pek çok hikâye var. İçlerinden bir tanesi bu duygularımıza rehber olması adına burada paylaşmayı istediğimiz olanı. İçinde güzel bir çocuk, harika bir anne ve hayata değer katan çabalar ile paha biçilemez mutluluklar var.
Bu hikayede insanlığın iki yüzü var karanlık ve gaddar tarafı ile vicdanlı ve aydınlık yanı. Ümidimiz çoğunlukla vicdanımızın ve aydınlık yanımızın egemen olmasıdır bu kırılgan ve yalan dünyamıza.
Bu hikâyeyi çocuklarının kahramanı olan Sevgi dolu, fedakâr ve şefkatli anne babalara adıyoruz. Onlar dünyamızın en güzel nimetlerini hak eden iyilik yayanlarıdır.      
Tişörtümü Sıyırıp Kollarım Var Mı Görmek İstiyorlar
◊ Muhammed kaç yaşındasın?
- 11 yaşındayım. Yakında 12 olacağım.
◊ Resimlerini gördüm ve hayran oldum. Kaç yıldır resim yapıyorsun?
- 5 yaşımdayken resim yapmaya başladım. Aslında resim yapmayı hiç bilmiyordum. 5 yaşımdayken annem bana resim yap dedi ve nasıl yapılacağını gösterdi. İlk denemem fena olmadı. Annem “Çok güzel oldu” dedi. Öyle devam ettim.
◊ Kardeşlerin var mı?
- İki kardeşim var ve ikisi de benden küçük. Ben evin abisiyim.
◊ Burada kendini iyi hissettiğini biliyorum. Peki dışarısı nasıl?
- Dışarısı burası gibi değil. Bazı insanlar kollarıma bakıyor ve anneme neden kollarımın olmadığını soruyorlar. Bazıları da dalga geçerek soruyor. Ben onlara bir şey dememek için susuyorum.
Benim kahramanım annem
◊ Muhammed, parklarda ya da okulda sana uygun olmasını istediğin bir şey var mı?
- Kaydıraklar var. Kaydıraklara çıkamıyorum. Onlar değişirse çok güzel olur.
Anne: Normal kaydırağa çıkamadığı için bizim orada büyük 3 katlı kaydırak vardı, ona çok çıkmak istiyordu. Hatta resmini çizmişti onun.
◊ Sizin desteğinizle kayabiliyor ama değil mi?
- Anne: Kayabilir ama o büyüğüne çıkmak istiyordu ve çok zorlanıyordu.
◊ Muhammed çok yakışıklısın. Kaşların ve gözlerin maşallah çok güzel. Ayrıca bugün çok şıksın. Kendin mi seçtin kıyafetini...
- Annemle birlikte seçtik.
◊ Kaç senedir buraya geliyorsunuz?
- Anne: Dört senedir geliyoruz.
◊ Muhammed resimden başka ne gibi aktivitelere katılıyor?
- Anne: Okula gittiği için bir tek ona gelebiliyor. Bir de fizik tedaviye başladı. Zamanı kaldıkça buraya geliyoruz.
◊ Muhammed, bir sergi açmayı düşünüyor musun? Resim sergin olursa ben gelmek isterim.
- Siz gelecekseniz açarım.
◊ Hayatta bir kahramanın olsaydı bu kim olurdu?
- Annem. Başka kim olacak? Hem annem olduğu için hem de bana çok iyi baktığı için.

Mutluluğa Uçuran Markamız: Türk Hava Yolları

Uzun zamandır yazmak istediğimiz konulardan biri THY. Her ay düzenli takip etmeye çalıştığımız ve zaman zaman bloğumuzda da yer verdiğimiz Skylife gibi başarılı bir dergisi için bile ayrı bir takdiri hak eden kurumumuz, öncesinde daha önemli ve güç işleri başarabilmenin yüksek takdirini ve onurunu hak ediyor.
Çok zor bir iş kolu olan ve rekabetin üst seviyede olduğu havacılık alanında rüştünü dünya sahnesinde ispatlayan ve bu sektördeki en önemli, en başarılı ve en fazla gelişim gösteren firmalardan biri olmayı başaran THY bizlere tadına doyum olmayan gurur dolu zamanlar yaşatmaktadır.
Başta ekonomik olarak sağlam temellere dayanan kurum, genişlemesinde kurulan organizasyonun sağlıklı yapılanması, hayranlık veren iletişim politikası ve sürekli ilerleyen kalite politikaları ile dünyaca gıpta edilen bir kurum ve çok değerli bir marka haline gelmiştir.
Bunda temel paye yöneticilerinde, çalışanlarında ve bu sisteme dışarıdan olumsuz etkilerde bulunmayan siyasi otoritededir. Bir kamu kurumunda her ne kadar başarılı yöneticiler, çalışanlar olsa da sonuçta emri altında bulunulan siyasilerin etkileri genel gidişatı çok ciddi bir biçimde etkiler. Bunu geçmiş pek çok örnekte açıkça görmek mümkündür.

Azmin Zaferi: Milli Takım Fransa 2016'da

Övünülecek bir gün 13 Ekim 2015. Ve sevinilecek bir gün, ders olarak gösterilecek bir gün. İnanca, pes etmemeye, yılmamaya, çalışmaya ve odaklanmaya adanacak bir gün.
Başta, rakipleri kâğıt üstünde değerlendirip, hafife almanın; Buna ek olarak, başarısızlık tünelinde bocalayan ve çıkış için yeni oluşumlar deneyen bir takım olmanın dezavantajı ile, çok kötü başladık bu yolculuğa. Toparlanmak bir yana, her geçen maçta daha da bir derine daldık, bu başarısızlık girdabında.
Eleştiriler can yakıcı, acımasız ve fırsat kollayan türdendi. Hedefte, başta teknik direktör, Federasyon başkanı ile öne çıkan popüler futbolculardı. Eleştirilerin dozu ve kapsamı, başarısızlıkla artıkça artı ve alakasız konulara sıçradı. Popüler olmanın doğal bir parçası olan kıskançlık, çekememezlik, saldırmak için uygun ortam buldu. Ayrıca, kulüpler düzeyindeki rekabet, çekişme ve zararı ölçülemeyecek boyutta olan Şike Süreci ayrı bir darbe vurdu Milli Takıma. Üstüne İstanbul seyircisindeki Milli Takımdan ayrışma ve kulüp mantığı ile davranma, psikolojik, olarak olumlu olması gereken taraftar desteğini de, negatif etkisi olan zararlı bir güce döndürdü.
Böyle üst düzey turnuvalara katılmak ve bu konuda süreklilik kazanmak belli bir kültür, istikrar ve disiplin gerektirmektedir. Bizlerde bunlar eksik olduğundan, genel geçer başarılar ile yetinmekteyiz. Umarız bu günden sonra bu konudaki eksikliğimizi giderir ve sürekliliği olan bir yolculuğa uğurlarız Milli Takımı.
Böyle bir ortamda, böyle formsuz bir takımdan ve imkânsız gibi görünen bir puan tablosundan Mucize diye adlandırabileceğimiz bir gurur tablosu çıktı ortaya.
Bu mucizenin (Mucize dememizin sebebi: Sadece bizim alacağımız sonuçlara bağlı olmayan, bizim dışımızda farklı takımların da alacağı 3 veya 4 sonuca bağlı olan denklemin gerçekleşmesidir.) sebepleri konusunda yüzlerce şey denilebilecek, ancak  özetle bunu yapmaya çalışırsak; Öncelikle birinci sıraya "inancı" koyarız. İnanç olmadan bu yolculuk başlayamazdı. Her şeyin bitmediği ve başarılabilecek bir hedef olduğu konusundaki inanç, yolculuğun itici gücü oldu. Sonrası, ciddiyet, çalışmak, çalışmak ve çalışmak. Pes etmeden hedefe varmak için son ana kadar çalışmak, direnç göstermek ve ileriye doğru yürümek. Ayrıca herkesin ortak tespiti olan stat değişikliği de bu konudaki olumsuz psikolojik baskıyı ortadan kaldırıp, olumlu ve arkadan ileriye doğru itici, güvenilir bir güce çevirmiştir.
Tüm bu, Mucize diye adlandırdığımız süreç sonunda başarıya ulaşılan yolculuğun mimarı olarak, öncelikle gerek baştaki başarısız girişte hedef haline gelen, gerekse sonrası içine düşülen umutsuz durumda, bu başarı inancı aşılayan, bunun için varını yoğunu ortaya koyan FATİH TERİM gösterip, övmeli, tebrik etmeliyiz

O kadar acımasız, hatta pek çoğu zehirli olan eleştiri oklarını göğüsleyen, kendisi olduğunu es geçmeden, öncelikli olarak ta her türlü övgüyü ve güzel sözü Ona yollamalıyız. Sonrasında FATİH hoca etrafında bir olan ve gösterdiği zor yolculukta bu inancı özümseyip, ter akıtan oyunculara takdir ve teşekkürlerimizi sunmalıyız.
Son olarak, yıpranmış, zor bir hedefe umutsuzca ve sahipsizce odaklanmış bu ekibe sevgi dolu, inanç dolu desteğini sunan, kalplerindeki katışıksız Milli Takım sevgisini tüm sıcaklığı ile sunan, Konya seyircisine ayrı bir paragraf açmalıyız.

Gerek puan gerekse mental olarak dibe vurmuş bu takımın yaralarını koşulsuz sevgisi ile saran ve güvenle sahaya çıkmasının uygun ortamını sağlayan Konya şehri ve Torku Arena'daki seyirciler bu başarıda küçümsenemeyecek bir pay sahibi olmuşlardır. 

Fatih Terim gibi, Milli Takım gibi, tarihe bakanlar, onları da bu başarının mimarlarından sayarak, anacaklardır. Bu gurur onlara, bu sevinç te bizlere bu günlerde fazlası ile yeter.

İyiturks Bilim: Şakir Kocabaş

Şakir Kocabaş 1945 yılında İstanbul'da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul'da gördü. 1970 yılında İTÜ Kimya Fakültesinden mezun oldu. Türkiye ve İngiltere'de kimya sanayiinde çalıştı. 1985-90 yıllarında Londra Üniversitesi King's College'da yapay zeka alanında doktora yaptı. 1991 yılında Türkiye'ye döndü, ve Tübitak Marmara Araştırma Merkezinde (MAM) Yapay Zeka Bölüm Başkanı olarak göreve başladı. 1992 yılında İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi'nde göreve başladı. 1998 Ağustos ayına kadar MAM'daki görevine de devam etti, ve iki büyük uluslararası EUCLID simülasyon projesinin proje yöneticiliğini yaptı. Bu projeler 1997 yılında başarıyla tamamlandı ve MAM'da "Yılın En Başarılı Projesi” ödülünü kazandı.
Dr. Kocabaş'ın yapay zeka alanında 20'den fazla uluslararası dergi ve konferans yayını, 10 ulusal konferans yayını bulunmaktadır.
Dr. Kocabaş'ın akademik çalışmaları dışında üç de felsefi eseri bulunmaktadır:
* İfadelerin Gramatik Ayırımı (Ekin Yayınları, İstanbul, 1984)
*İslam'da Bilginin Temelleri (İz Yayıncılık, İstanbul, 1997)
*Fizik ve Gerçeklik (Küre Yayınları, İstanbul, 2001)

İlk iki eser yayınlandıkları yılda (1984 ve 1997) kendi dalında Türkiye Yazarlar Birliği'nin birincilik ödülünü kazanmıştır. (1)
Ekşi Sözlük’ten (2)
* Yapay zeka konusunda elde ettiği başarısıyla göğsümüzü kabartmış bir mübarektir!
Efsaneye göre (ki resmi kayıtlarda geçer, öyle dediğime bakmayın): 6 ülkenin savunma bakanlıkları bir projede ortak çalışma kararı alırlar. olay özetle "uçak simülasyonudur". Proje parçalara bölünür ve en zor bölümü de türk ekibine verilir: "pilot üretmek". Yani yapay zeka'dır konu. bu amcamlar da verilen sürede üzerilerine düşen görevi üstün başarı ile aksatmadan tamamlarlar. sonuç mükemmeldir.

İnsanlığın Yüzünü Güldüren Gözyaşı

Tekirdağ’ın Muratlı İlçesi’nde 2 yıl önce böbrek yetmezliği teşhisi konulan ve hayatını diyaliz cihazına bağlanarak sürdürülebilen 24 yaşındaki Gökhan Tarakçı, komşusu 61 yaşındaki Arif Kocabalkan’ın verdiği böbrek ile hayata tutundu. İstanbul’da yapılan böbrek naklinin ardından hayata yeniden başladığını ifade eden Tarakçı, "Arif amca babamı kahvehanede çaresizce ağlarken görünce durumu öğrenip böbreğini verdi. Ona nasıl teşekkür etsem bilemiyorum" dedi
Muratlı İlçesi’nde hamallık yapan 24 yaşındaki Gökhan Tarakçı’ya 2 yıl önce rahatsızlanarak gittiği Tekirdağ Devlet Hastanesi’nde böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. Hemen tedavisine başlanan Tarakçı, uygun böbrek beklerken hayatını diyaliz cihazına bağlı olarak sürdürdü. Geçtiğimiz hafta baba İsmail Tarakçı, çaresiz olduğunu söyleyerek kahvehanede arkadaşlarına oğlunun durumunu anlattı. Gözyaşlarına boğulan baba maddi imkanı olmadığı için oğluna dilediği gibi bakamadığından yakındı.
Duyar duymaz böbreğini bağışladı
Tesadüfen kahvehaneye gelen komşusu Arif Kocabalkan, genç adamın hastalığını duyup kendi böbreğini vermeyi teklif etti.

Hoşçakal Büyük Başkan Süleyman Seba

İyi İnsanların, güzel insanların ardından iyi şeyler, güzel şeyler söylemek kolaydır. Kolaydır da bazen bu sözler, bu methiyeler yersiz ve yetersiz kalır. Gidenin boşluğu öyle devasadır ki hiçbir şey orayı dolduramaz.
Yaşarken her türlü övgüye ve saygıya mazhar olmuş bir insanın sonsuza göçmesi kalanlar için sarsıcı etkiler bırakır. Bunun temel nedeni bu tarz insanların azlığı ve aranırlığıdır.
Sayın Süleyman Seba sadece bir başkan değil, sadece bir Beşiktaş’lı değil Türk spor dünyasının temel direklerinden biri idi. O varlığı ile herkese güç veren, yön veren biri idi. Koca bir çınardı o, gölgesinde herkese yer eden.
Zor zamanlarda kolaya kaçmayan, ilkelerine bağlı kalan çalışkan ve sebatkâr bir başkandı. Başarı sadece uğraşların sonuçlarından biri idi. Her şekilde başarı onun rehberinde yoktu. Her durumda şerefi ile mücadele tek düsturu idi. Kazanmak hakkı ile ulaşılan bir netice idi. Bunu başardı. Ve tarihe “Şerefli İkincilikler” şeklinde kısaca söylenen felsefeyi altın harflerle kazıdı.
Edebi, hayayı, şerefi, hakkı, saygıyı, kıt kanatla var olmayı, şımarmamayı, azgınlık yapmadan kutlamayı, rakiplerin kıymetli olduğunu öğretti bizlere.
O son yolculuğuna çıkarken bizlere böyle bir miras bıraktı. Sayın, sevin, azmayın, kızmayın, değer verin, değer görün ve hakkınız ile kazanın, edebiniz ile kutlayın diye veda etti.
Yolun açık olsun Başkan! Duruşunda güzeldi, bıraktıkların da güzeldi; Bıyığında güzeldi, paltonda güzeldi; Beşiktaş’ta güzeldi, şampiyonluklarda güzeldi.... Hoş çakal koca çınar! Her şey seninle bi güzeldi....
Allah (c.c) rahmet eylesin.... Mekanın cennet olsun....
iyiturks

Harvard Üniversitesi'nin birincisi bir Türk: Levent Alpöge

22 yaşındaki Türk Levent Alpöge, dünyanın en önemli okullarından biri olarak kabul edilen Harvard Üniversitesi’nden 4 üzerinden 4 not ortalaması alarak ‘Valedectorian’ derecesiyle mezun oldu. Alpöge çalışmalarını Cambridge’ta devam ettirecek.
Harvard Üniversitesi'nin birincisi bir Türk
Dünyanın en prestijli okullarından Harvard Üniversitesi’nde 2014 yılı birincisi Türk genci Levent Alpöge (22) oldu. Alpöge, hem matematik ve fizik lisans bölümlerinden, hem de aynı anda fizik yüksek lisans derecesi elde etti.
Başarılı genç, 4 üzerinden 4 not ortalaması ile “Tüm Üniversite Birincisi” (Valedectorian) olarak dün mezun oldu.
Başarılarla dolu bir eğitim hayatına sahip olan Alpöge, 2010’da henüz lise son sınıfı öğrencisiyken ABD çapında adayların katılımı ile gerçekleşen Intel Bilim Yetenekleri Yarışması’nda ABD Başkanı Barack Obama ve senatörler tarafından kutlanan 40 genç finalist arasına girdi.
Bunun sonucunda, “Ivy League” olarak ve akademik mükemmelliği ile tanınmış ABD’nin 8 en iyi üniversitesi tarafından kabul edildi.

SineMASAL: “Sinema artık köylerde…”

“Hayallerinin peşinden koşan gencecik bir adam Enes Kaya; önyargısız, gözleri pırıl pırıl ve cesur. İnatçı sonra. Haberdar olduğum ilk andan beri aynı heyecanla beni içine çekmeyi başaran masal gibi bir girişimin, SineMASAL‘ın yaratıcısı ve öncüsü.”
Artık Egoist Okur’daki röportajları dolayısıyla çok iyi tanıdığınız Sinem Dinçer yazıp gönderdi bu röportajı ama okuyunca ben de acayip heyecanlandım. SineMASAL’a nasıl katkım olabilir diye düşündüm, kafa patlattım hatta. Kaldığı iki odalı harabeyi yaşanabilir hale sokup aylardır iki parçalı kıyafet kombinasyonu arasında seçim yapa yapa yaşayan, yiyecek meselesini nasıl hallettiğini kendine bile çözememiş olan ama yaptığı tek sinema filminden kazandığı parayla sineMASAL adlı şahane bir projeyi hayata geçirmeyi başaran genç bir adamın hikayesi beni etkiledi. Sizi de etkileyeceğini ve “sinema köylerde” diye özetleyebileceğim sineMASAL’ı ayakta tutmak adına hep beraber fikir üreteceğimizi umuyorum.  (Gülenay Börekçi)
SineMASAL
Enes Kaya, çocukluğunda Düzce depremini yaşamış ve o zamanlar eğitimi aksamasın diye de Denizli’de okumaya başlamış. Burada yurtta kalırken deprem hissini içinden atamayıp, bu travmadan uzaklaşmasını sağlayan ‘sinema’ya, kelimenin tam anlamıyla kapamış kendini. Oysa bambaşka dünyaların kapısı açmış bu kapanma ona. Şimdilerde sıkça adını duymaya başladığımız SineMASAL projesi de o zamanlarda işte böyle oluşmuş:

İyiturks Bilim: Mehmet Genç

Mehmet Genç. Ülkemizin sahip olduğu dev çınarlardan birisi. Yaptığı işe tutku ile bağlanmış ve bu uğurda 40 yılını vermiştir. Üstelik bunu kişisel bir beklenti/hedef uğruna değil, tam tersi bir şeylerde vazgeçme pahasına, bilimsel bir ideal içinde yapmıştır. Dönemi içinde pekte gösterişli, gelecek vaat eden bir konu olmayan, hatta bulaşmanın mevcut riskleri bulunan Osmanlı hakkında tabiri caizse “Deli Cesareti” ile bir ummana dalmıştır. Nasıl bir inanç nasıl bir motivasyona sahip ki bu yolculuğu 40 yılsonunda başarı ile bir limanda neticelendirmiştir. (Kişisel kanımız işin içinde biraz da karadenizin meşhur "İnadı" karışmış olmalı şeklinde. Bu sabır ve hedefe ulaşmadaki bu keskin azim böyle bir yan etkiye de muhtaçtır.) Bu yolda yeni yolculuklar için bir seyrüsefer oluşturmuş, kendi adına ise paha biçilemez bir manevi tatmine kavuşmuştur.
Bizler kendisini anlatmak adına fazla alternatifimiz olmadığından, farklı bir yol denedik. Bu şekilde etkili ve tatmin edici bir sonuca varacağımızı düşündük. Genellikle şikâyet konusu olan ve kişiler/kurumlar hakkında pekte etkileyici bir şeyler bulunmayan Sosyal Medya Sözlüğünden alıntılar yaptık. Burada bizim şaşırdığımız genelde itici bakış açılarının olduğu bu sözlükte Sayın Mehmet Genç hakkında harika şeylerin yazılmış olması idi. Burada bunların yazılmış olması demek, kendisinin gerçekte kat ve kat fazlasına sahip olması anlamına geldiğinden hayranlığımız ile bu yazıyı hazırladık. Vakit geçirmeden “Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve Ekonomi” isimli kitabını temin ederek, 40 günde okuyabilmeyi diledik. Burada kendisini şükranlarımızı sunar, çalışmalarının faydalı sonuçlara sebep olmasını temenni ediyoruz.

Öğretmenin Kralı: Mehmet Uğur Ayhan

Adıyaman'da doğuştan bedensel engelli 8 yaşındaki kız, okuma yazma öğretmeye gelen öğretmeninin yaptırdığı egzersizler sayesinde yürüdü. Evde eğitim vermeye gelen sınıf öğretmeni Mehmet Uğur Ayhan'ın tahta ve bezden yaptığı destek aletleri sayesinde egzersiz yapan Filiz Akın, önce ellerini kullanıp yazı yazmaya, sonra tek başına oturmaya ve yürümeye başladı.
Örenli Mahallesi'nde yaşayan Zeynep ve İbrahim Arık çiftinin tek çocuğu Filiz Arık, doğuştan bedensel engelli olarak dünyaya geldi. Ailesi tarafından birçok doktora götürülen Arık, uygulanan tedavilere rağmen sağlığına kavuşamadı. Boynundan aşağı bedeninin hiçbir uzvunu hareket ettiremeyen ve bu yüzden okula gidemeyen Arık için ailesi okuma yazma öğretmek amacıyla Milli Eğitim Müdürlüğü'nden öğretmen görevlendirmesini istedi.
Görevlendirilen sınıf öğretmeni Mehmet Uğur Ayhan, eğitim vermeye geldiği kızın engelli olduğunu, ellerini ve ayaklarını kullanamadığını görünce ona spor dersi kapsamında çeşitli egzersizler yaptırdı. Üç ay boyunca egzersizlere devam eden Arık, önce ellerini kullanıp yazı yazmaya, sonra tek başına oturmaya ve yürümeye başladı.

Bu fotoğraf 100 yılda bir çekilir

Devler Ligi erkeklerde Halkbank, kadınlarda Eczacıbaşı ve Vakıfbank Final Four’da mücadele edecek. CEV Cup’ta Fenerbahçe’nin kadınları favori. Challenge Cup’ta ise erkeklerde Fenerbahçe Grundig ile kadınlarda Beşiktaş mutlu sona çok yakın.
Voleybolda Avrupa finallerine kilitlendik... Tartışmasız ülke sporumuzun en başarılı branşı konumuna gelen filede artık Avrupa’nın zirvesindeyiz...  Dünyanın önemli oyuncularının hepsinin tercihi ülkemize gelmek oluyor. Bu da başarıyı beraberinde getiriyor. Fenerbahçe’nin ve Vakıfbank’ın önderliğinde yükselişe geçen Türk voleybolu bu sezon adeta altın çağını yaşıyor. Yukarıdaki resime çok iyi bakın... Belki o karenin bir yenisi 100 yıl daha çekilemeyecek. Önümüzdeki 3 haftada Avrupa’da şampiyonluk için ter dökecek 6 Türk takımının kaptanları Hürriyet için bir araya geldiler ve tarihi bir poz verdi. 6 takımın kaptanı büyük fedakârlık yaptı. Yoğun idman ve maç tempolarının yanı sıra Ankara’da yaşayan Halkbank’ın kaptanı Hüseyin Koç’un da aynı anda Burhan Felek Spor Salonu’nda olması gerekiyordu… Herkes oradaydı. Bu tarihi buluşmayı gerçekleştirdik.

Safkan Türk Atı: Ahal Teke

Günde 180-200 kilometre koşabilen, hızlı, üç gün susuz kalacak kadar güçlü, manevra yeteneği yüksek bir at Ahal Teke. Binicisiyle duygusal olarak bütünleşiyor, tek sahip istiyor. Ortaasya Türklerinin Çin’e karşı savaşlarında büyük rol oynamış. İngilizler Akhal-Teke diyor. İsmini Türkmenistan’daki bir bölge ve aşiretten alıyor. Bu bölgedeki çiftliklerde saf kan örnekleri özenle korunuyor, yetiştiriliyor.
Kırgızistan, Özbekistan ve Ortaasya’daki birçok bölgede daha bulunuyor, başka isimlerle de anılıyor. Amerika’da ve Fransa’da bile Ahal Teke çiftlikleri hatta çiftlikler birliği var. Amerika’da bu atlara Sultan, Gülkız, Kalender gibi Türkçe isimler verilmiş. İnternette de birçok Ahal Teke fan kulübü var.
Tarihi 3000 yıl öncesine dayanan bir efsane... Neredeyse dünyadaki tüm cins atların atası  Ahal Teke. Büyük İskender Asya Seferi’nde bu atların süratine ve güzelliğine hayran kalır. 15 ve 16. yüzyılda ise  dünyaca ünlü Ahal Teke atları, Rusya’da tanınmaya başlar  ve Rus zenginleri tarafından satın alınır.
Ahal Teke atları, Almanya’ya gider, Trackhaner atı olur;  İngiltere’ye gider Thoroughbred olur; Arabistan’a gider Arap  Atı olur; Kuzey Afrika’ya gider Berberi Atı olur; İspanya’ya  gider Endülüs Atı olur.

Kar Gibi Beyaz, Su Gibi Duru

Mercedes Stalenhoef’un geçtiğimiz yıl Documentarist’te gösterilmiş olan belgeseli Karsu (2012), Hollanda’da doğup büyümüş bir caz müzisyeni olan Karsu Dönmez’in hikâyesini, kariyerinin en başlarından Carnegie Hall konseri ve albüm sözleşmesine kadar giden dönemi boyunca anlatan son derece başarılı, şiirsel bir belgesel filmdi. Yedi yaşında piyano çalmaya başlayıp özel derslerle kesintisiz olarak müzik eğitimine devam eden Karsu, 14 yaşından itibaren Amsterdam’daki aile restoranları Kilim’de sahne tecrübesi şansı buluyor. Bu performansları övgüyle karşılanınca, Hollanda’da pek çok kültür merkezi ve salonda konserlerler vermeye başlıyor. New York’taki meşhur Carnegie Hall’a davet edilmesinin ardından Hollanda basınından büyük ilgi görüyor, ülkenin Norah Jones’u olarak tanımlanıyor. Bugüne dek iki Carnegie Hall performansı dışında Endonezya, Almanya, Belçika, Surinam ve Britanya’da konserler veren Karsu, çeşitli caz festivalleri ve özel programlar dahilinde ülkemizde verdiği konserlerde de büyük ilgi gördü.
Bu topraklardan renkler

Yunus Emre : Gönüller Yapan Derviş

Yunus Emre, sufi bir şairdir. Ama onu tek başına bu sıfatla tanımlayamayız. Çünkü tasavvuf, bir hâl ilmi olmasının yanı sıra aynı zamanda bir fikir sistemidir. Yunus da bu sisteme hem hâl hem de fikir planında bağlı bir sufidir. Bu bakımdan onu hem bir mutasavvıf hem de bir tefekkür şairi olarak tanımlamak doğru olacaktır. Yunus’un bir mutasavvıf mütefekkir olarak dayandığı kaynak ise bütün büyük sufîlerde olduğu gibi İslam’ın temel kaynaklardır.

Yunus’un bir mütefekkir olarak yaptığı şey ise, bu temel anlayıştan hareketle yaşanabilir bir “aşk felsefesi” kurmuş olmasıdır. Bu felsefe meselenin teorik tartışmalarıyla uğraşmak yerine gündelik, pratik davranışları hayata geçirmeyi gaye edinir. Başka bir ifadeyle yaşanabilir bir ahlak modelidir. İdeal insanı yetiştirmeyi hedef alır. Uzun vadede ise ideal toplumu hedefler.

Muhteşem Bir Başarı ve Fedakarlık Hikayesi: Murat Can ve Nilgün Can

Spastik Murat Can bütün okulları birincilikle bitirdi. Özyeğin Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nde en yüksek not alan öğrencilerden biri. El ve ayaklarını kullanamayan, konuşma güçlüğü çeken Murat Can okulda da yurtta da annesiyle yaşıyor, eğitimin önündeki tüm engelleri anne-oğul birlikte aşıyor.
Doğuştan ellerini ve ayaklarını kullanamayan ve konuşma güçlüğü çeken 20 yaşındaki spastik engelli Murat Can Çiçek, öğrenim hayatı boyunca olduğu gibi üniversiteye de annesiyle gidiyor, aynı yurtta kalıyor. Murat Can, bütün engellere rağmen okumaktan hiç bir zaman vazgeçmedi. Küçük yaşta annesinin sırtında okula gitti, engelli olduğu için alınmadığı okula zekâsı nedeniyle üçüncü sınıfta başlatılan Murat Can birincilikle mezun oldu. En büyük destekçisi 52 yaşındaki annesi Nilgün Çiçek. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamadığı için tüm okul hayatı boyunca oğluyla birlikte okula giden, bazen derslere giren anne Nilgün Çiçek, şimdi oğlunun İstanbul’da okuduğu Bilgisayar Mühendisliği’ne de birlikte gidip geliyor. Kullandığı özel program nedeniyle gözleriyle bilgisayarda yazarak derdini anlatabilen, sayısal ve görsel dersleri yine gözleriyle çizen Murat Can, Özyeğin Üniversitesi’nde yüzde 100 burslu okuyor. İngilizce ve İspanyolcayı kendi kendine öğrendiği için hazırlık sınıfını atlayan Murat Can burada da sınıfın en parlak öğrencisi. Bütün dersleri 100 üzerinden neredeyse 98.
Birincilikle Mezun Oldu
Anne Nilgün Çiçek, onu dünyaya getirdiğinde 2 aylıkken hastalığını fark etti. 1.5-2 yaşına kadar tedavisi için doktor doktor gezdirdi. Her doktor farklı bir tanı koydu. Ama sonunda spastik engelli raporunu aldı. Keşan’da yaşayan Nilgün Hanım, her gün onu sırtına aldığı

İyiturks Bilim: Onur Güntürkün

Ordinaryüs Prof.Dr.Onur Güntürkün, dünyada beyin alanında yaptığı buluşlarla, araştırmalarıyla, yazdığı bilimsel makaleleriyle en ön sıralarda yer alan bilim adamlarından biridir.
Onur Güntürkün, çok önemli zorlukları aşarak, yüzdüğü denizleri kendisi yaratarak, umutsuzlukları umuda çevirerek bilim alanında yerini aldı.
Eğitimi, buluşları ve ödülleri
Onur Güntürkün’ü bugünlere getiren yol, bilimin zorlu, ama şerefli yoludur. 1958 yılında, İzmir’de doğdu. İlkokulu 1969’da Almanya’da, Baden-Baden şehrinde bitirdi.  Bu şehirdeki Richart Wagner Yeni Diller Lisesi’ni, sekizinci sınıfın ortalarında bırakmak zorunda kaldı. Lise eğitimine 1973 ders yılı ikinci yarısından itibaren İzmir Atatürk Lisesi’nde devam etti. Lise diplomasını bu okulda aldı.

Saadet Işıl Aksoy

Saadet Işıl Aksoy son yıllarda gündemimize başarıları ile giren, çarpıcı güzelliği ile bizleri etkileyen bir sanatçı. Son olarak İtalya’da bir projede başrol oynayacağı haberi ile ilgi alanımıza girdi. Kendisini haa şımardı ha şımaracak, başarılarını abartarak bir albeni yaratacak beklentisinde olmamız nedeni ile mesafeli durduğumuz biri. Ancak görüyoruz ki yıllar geçmesine rağmen iş dışında her hangi bir konu ile gündemimize girmiyor. Başarılarını abartmadan, ileriye yönelik bir basamak olarak kullanıyor. İşlerinde hep bir basamak üste çıkarak ve başarı kazandıkça adını anıyoruz.
İşine yoğunlaşması, kolaya kaçmaması ve hem de bu kadar iyi bir haberler ile gündemimize gelmesine daha fazla kayıtsız kalamayarak, hakkında biraz araştırma yaptık.
Kişiler hakkında tam anlamı ile doğru bilgiler sunmasa da genel bakış itibarı ile sanal dünyada hakkında olumlu bir bakış var. Hakkında öne çıkan bilgilerin çoğunluğu rol aldığı çalışmalar ve kazandığı ödüller hakkında. Ayrıca kendisinin Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olması bizler için şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcı bir durum. Bunun nedeni de güzelliğinin ve yaptığı işin büyüsüne kapılıp, kolaycı bir yol seçmemesi nedeni iledir.

Vakıfbank Altın Arma Dünya Şampiyonu Oldu

Vakıfbank kadın voleybol takımı muhteşem başarı serisini Dünya Kadınlar kulüp voleybol şampiyonasında zirveye çıkarak taçlandırdı. Kulüp takımı olarak dünyanın bir numarası olmayı başardı. Futbolda böyle organizasyonlara katılabilmeyi başarı, gruplardan çıkmayı ise küçük birer mucize saydığımız bir ortamda Vakıfbank bütün kupaları müzesinde topladı.  Bu başarılar ile gurur duymalı ve bunu başaranları gururlandırmalıyız.
Vakıfbank, İsviçre'nin Zürih kentinde düzenlenen FIVB Kadınlar Dünya Kulüplerarası Voleybol Şampiyonası finalinde Brezilya'nın Unilever Volei takımını 25-23, 27-25 ve 25-16'lık setlerle 3-0 yenerek şampiyon oldu. Öte yandan Vakıfbanklı Jovana Brakoçevic turnuvanın en iyi oyuncusu seçildi.