Sayfalar

Mavi Kuştan Yenilikçi Motivasyon Teknikleri


Ülkemizde yaşanan köklü değişikliklerden en önemlilerinden birisi de SGK çatısı altında yaşanmakta. Değişim her yönü ile hissedilirken, bu değişimin en önemli taraflarından biride kurum çalışanlarıdır. Değişimin en sıkıntılı tarafı da bu kanattadır. Çünkü geçmişin köklü alışkanlıklarından kurtulmak ve yeniliklere uyum sağlamak kolay değildir. SGK eski SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığının birleşmesi ile oluşmuş yeni bir kurum. Ancak çalışanların çoğunluğu bu eski kurumlardan oluştuğundan Eski alışkanlıkların bolca karşılaşıldığı bir yer.
Eski Devlet Memuru klasik profili (Ciddi, Asık surat, Bugün git yarın gel, Bu benim işim değil, Mevzuatta yok v.b) ile yeni yönetim ve hizmet anlayışının mücadelesi tüm şiddeti ile bu kurumumuzda yaşanmaktadır. Her ne kadar Üst yönetim Kurumsal olarak yenilikçi bir profil (Güler yüzlü, Hızlı ve kesin sonuç, çözüm üretici, sorumluk alan) yaratmaya çalışsa da alt kademelere ve taşraya doğru bu anlayış dirençle karşılaşmaktadır.
Bugün okuduğumuz aşağıdaki haber bizler adına gülümsetici ve ileriye dönük umut verici duygular uyandırmıştır. Yeni bir Devlet Memuru profili olarak örnek gösterilebilecek bu davranış takdire şayandır.
Sorumluluk alanındaki sorunlara yönelik kafa yorduğu, çözümsüzlükler, zorluklar karşısında bana neci bir tutum sergilemediği anlaşılan bu yönetici arkadaşın yaptığı girişim eminiz ki ölçülemeyen ancak çok faydalı sonuçlar doğuran bir girişimdir.
Ayrıca bu mail bu arkadaşımızın esprili, iyimser bir yapısı olduğunu ve çevresini, çalışanlarını olumlu yönde etkileyebildiği anlaşılmaktadır.
Bu tarz güler yüzlü, olumlu ve çözüm arayan insanlarımızın olduğu kurumlarda problemlerinde zamanla giderileceğini ve faydanın herkese yansıyacağını belirterek, arkadaşımıza başarılar dileriz.
iyiturks
“Mavi Kuşlu” Motivasyon
Memur memur olalı böyle motivasyon görmedi. Çalışma Bakanlığı Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) bağlı Hizmet Sunumu Genel Müdür vekili Adem Onar, tarihe geçecek bir yönteme başvurdu.
'Canım Personellerim' diye başlayan bir metin hazırlayıp tüm çalışanlarına e-posta gönderen Onar, mailine bir de dalda tüneyen bir kuş ailesinin fotoğrafını ekledi.
'Genel Müdür Sıyırdı' Demeyin
Genel Müdür vekili Onar bununla da yetinmeyip kuşları kendisine ve personeline benzeterek, fotoğrafla ilgili şu ifadelere yer verdi:
'... Teşbihte hata olmasın ama mana olarak ekteki resim, Hizmet Sunumu Personelleri'ni temsil etmekte. Soldan dördüncü, kafası mavi, karnı kahverengi olan kuş da benim. Yani Genel Müdürünüz. Gözlerimi kapamışım, sizlerle beraber olmanın mutluluğunu, o dalda sizlerle beraber tadıyorum. İnanın o kuşlar gibiyiz. Ve SGK'yı semalara çıkaracağız Allah'ın izniyle. Sakın 'Genel Müdürümüz en sonunda sıyırdı' demeyin. Sizlerle ilgili samimi duygularımı en güzel ifade eden resimlerden biri. Hoşgörü ve affınıza sığınarak gönderiyorum...'
'İnce Dal Bizim Yükümüz'
ONAR, mesajın ardından Akşam'a şöyle konuştu: 'SGK, 74 milyona hizmet eden çok önemli bir kuruluş ve yükü de inanılmaz derecede ağır. İnce dala yuva kurmuş kuşlar fotoğrafını seçtim, çünkü bizim kurumumuzu ve personelimizi en iyi tarif eden bu görüntü. Kuşların tünediği ince dal yükümüzü, kuşlar personelimizi temsil ediyor. O ince dalda hepimiz birlik beraberlik içerisindeyiz. Ortadaki mavi kuş da benim.'
Genel Müdür Vekili Adem Onar, mailinde şu ayrıntılara da yer verdi: Canlarım; sizlerin de vermiş olduğu büyük destek le önemli yüklerin altından birer birer başarıyla çıkıyoruz. Canlarım; inşallah fazlasıyla hak ettiğiniz özlük haklarınızı ve başarı belgelerinizi en kısa zamanda takdim edeceğim. Sadece dua edin ve bu muhteşem motivasyonla gayretlerinizi Allah rızası için sürdürün. Allah'a ve meleklerine emanet olunuz...'

Türkiye Posterleri: İstanbul Boğazı







Münir Nurettin Selçuk’a besteler yaptıran, Napoleon Bonaparte’ı aşka getiren, her göreni kendine aşık eden bir şehir... Ve ona, tüm dünyada iki kıtayı birleştiren tek şehir olma unvanını kazandıran kusursuz güzellikteki İstanbul Boğazı... 












İyiturks Bilim: Ali Erdemir


Adana'da dünyaya gelen Prof. Dr. Ali Erdemir, yüksek öğrenimini İstanbul Teknik Üniversitesi'nde yaptı. İTÜ'den 1977'de mezun olan Erdemir, İskenderun Demir Çelik Fabrikası'nda 2.5 yıl çalıştıktan sonra, 1979 yılının ilk aylarında master ve yüksek lisans eğitimini yapmak üzere Georgia Üniversitesi'ne gitti. 1986 yılında askerlik için Türkiye'ye dönen Ali Erdemir, 6 ay boyunca iş aramasına rağmen, ABD'de edindiği bilgileri değerlendirecek düzeyde bir iş bulamayınca, 1 yıl sonra doktora sonrası öğretim için ABD'ye döndü ve Argon Laboratuarı’na girdi.
Amerika’da tripoloji konusunda yaptığı doktoranın ardından Türkiye’de bir milletvekili tarafından İngilizcesi iyi diye otel resepsiyonunda çalışması önerilen Dr. Ali Erdemir, Amerika’da sürtünmesiz kaplama ve nano ölçekte yapay elmas gibi icatlarıyla bilim dünyasında çığır açtı.
Betül Kotan Röportajı - Radikal
21. yüzyılın en başarılı 100 bilim adamı arasında adı geçen Dr. Ali Erdemir, sürtünme katsayısını binde bire düşürmeyi başararak teflondan 40 kat daha kaygan bir yüzey ve dünyanın enerji sorununa alternatif üretti. Buluşlarıyla tam dört kez Bilim Nobeli olarak kabul edilen R&D 100 ödülüne layık görülen Erdemir, Bilim Oscar’ı olarak adlandırılan Discover Magazine Ödülü’nün de sahibi. 3 bin 500 bilim adamının çalıştığı Argon Laboratuvarı’nda 22 yıldır çalışmalarını sürdüren Erdemir, laboratuvarın en seçkin 36 bilim adamı arasında.
Buluşlarıyla endüstride milyarlarca dolarlık tasarruf sağlanabileceğini belirten uzmanlar, böylece dünyanın enerji sorununun da çözülebileceğine işaret ediyor. Otomotiv sektöründen, silah sanayiye, uzay teknolojisinden beyaz eşya endüstrisine her sektörün ilgi odağı olan Erdemir, mütevazı yapısıyla da tanıyanları kendisine hayran bırakıyor. ABD’de ödüle doymayan Dr. Ali Erdemir’i bir İstanbul ziyareti sırasında yakaladık ve buluşları, yaşamı ve Türkiye üzerine sohbet ettik:
Tripoloji, Türkiye’nin çok aşina olduğu bir bilim kolu değil. Bize biraz anlatır mısınız?
Sürtünmeye maruz hareket halinde olan bütün yüzeylerde ortaya çıkan değişikliklerin bilim ve teknolojisi olarak tarif ediliyor. Bunun içerisine aşınma, yağlama teknolojileri, sürtünme konuları giriyor. Çok geniş kapsamlı bir bilim kolu ama kimse farkında değil.
Çok sayıda ödül sahibisiniz...
1987’de Argon laboratuvarına başladığımda bana verilen ilk görev yeni katı yağlayıcıların keşfedilmesiyle ilgiliydi. Neticede bor asidinin yağlayıcılık özelliğini keşfettik. İlk buluş o oldu. Aslında o maddenin yağlayıcı olabileceğini çocukken farkettik. Toros dağlarında bor madeni çok olurdu, onlarla oynardık. Yağmurlu havalarda yüzey bayağı kaygan, sedef gibi bir kıvama gelirdi. Daha sonra Argon laboratuvarında bunun nedeninin yüzeyde oluşan bir asid tabakasından kaynaklandığını anladık. Buluşum bilim çevresini çok heyecanlandırdı, Araştırma Geliştirme ödülüne layık görüldüm. Daha sonra bu buluşun türevleriyle de ödüller aldık.

Türkiye Posterleri: Alaçatı Rüzgar Sörfü











Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da en iyi rüzgar sörfü alanlarından biri… Elverişli rüzgarları ve uzun mesafeler boyunca derinleşmeyen yapısıyla yüzme bilmeyenlere bile sörf yaptıran cennet gibi bir yer… Çeşme merkezine 10 dakika uzaklıktaki Alaçatı plajı...

Ömür Dediğin Fark Edebilmektir!

İnsan olmanın verdiği temel duyguları yitirmiş olan günümüz şehirli yaşayanları her açıdan sarılmış ve kısıtlanmış dünyalara hapsolunmuşlardır. Birebir iletişim dışında her türlü iletişimin gelişmişliği ve kuşatmışlığı altında birbirinden kopmuşlardır. Bilinmeyen gelecekler uğruna anları anlamsızca bir koşuşturma içinde tüketmektedirler. Bilinen tek sonda hiç gelmeyecekmiş gibi geleceği büyük bir umutla arzulamaktadırlar. Hâlbuki gelecek dedikleri bu bilinmez hayal her gün gelip geçmektedir ömürlerinden anlamsızca. Hiçbir şey aynı olmayacaktır gelecek dedikleri noktalara vardıklarında! Ne kendileri, ne bedenleri ne de yaşadıkları çevrelerde her ne varsa. Sadece kocaman keşkeler kalacak eğer ki geçmişten kalan bir şeyler yoksa o günlerinde, bir de tüm acımasız gerçekliği ile yalnızlık.
Bunları anlamak, anlatmak çok zor bir şeydir. Çünkü öyle bir gürültü öyle bir koşuşturma öyle bir karmaşa vardır ki, kolay kolay bundan kurtulup ta ileriye kimse bakamaz. Hırslarının kurbanı olmayan ve geçmişine bağlı olan bu şansa daha kolay erişebilir.
“Ömür Dediğin” TRT Haber kanalında yayınlanan yaşama dair bir program. Programın içeriği; Gelecek olan gelmiş, gidecek olan gitmiş insanların hayatlarından geriye kalanları anlattıkları yaşam öykülerinden oluşuyor. Farklı bölgelerden farklı hayatlar dökülüyor çınarların ağzından birer inci misali her yana. Her biri öyle değerli şeyler anlatılıyor ki insanoğluna, bir misal çıkarsa bile nice büyük sonuçlar doğuracak hayatlarında. Program duygu sömürüsünden ve demagojilerden uzak, yalın ve doğal bir anlatıma sahip. İzleyip te etkilenmemek, hayatlarımızı sorgulamamak zor.
Programı hazırlayanlara, bu değerli yaşam notlarını paylaşanlara sonsuz teşekkürler eder, Mümkün olduğunca fazla kişinin bu kaynaktan faydalanmasını temenni ederiz...
Konu hakkında araştırıken aşağıdaki “Can Yücel”in şiirinin ne kadar da güzel konuyu işlediğini fark ederek sizlerle paylaşmak istedik. Umarım sizlerde bu yazıyı fark edebilirsiniz.
iyiturks

Fark Etmeli İnsan …

Bir damlacık sudan
nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken
dünyaya neden sığmadığını
ve
en sonunda bir metre karelik yere
nasıl sığmak zorunda kalacağını
fark etmeli.

Şu çok geniş görünen dünyanın,
ahirete nispetle
anne karnı gibi olduğunu
fark etmeli.

Henüz bebekken
‘Dünya benim!’ dercesine
avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,
ölürken de aynı avuçların
‘her şeyi bırakıp gidiyorum işte!’
dercesine apaçık kaldığını

Ve kefenin cebinin bulunmadığını
fark etmeli,

Baskın yeteneğini
fark etmeli sonra.

Azraillin her an
sürpriz yapabileceğini,
nasıl yaşarsa
öyle öleceğini
fark etmeli insan

Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte
ama kendisinin
güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada
yemek yediğini
fark etmeli.

Yaratılmışların en güzeli olduğunu
fark etmeli
ve ona göre yaşamalı.

Gülün hemen dibindeki dikeni
dikenin hemen yanı başındaki
gülü fark etmeli.

Evinde kedi,köpek beslediği halde
çocuk sahibi olmaktan korkmanın
mantıksızlığını fark etmeli.

Eşine ‘seni çok seviyorum!’ demenin
mutluluk yolundaki müthiş gücünü
fark etmeli.

Dolabında asılı 25 gömleğinin
sadece üçünü giydiğini ama
arka sokaktaki komşusunun
o beğenilmeyen gömleklere
muhtaç olduğunu fark etmeli.

Zenginliğin ve bereketin
sofradayken önünde biriken
ekmek kırıntılarını yemekte
gizlendiğini fark etmeli.

Annesinden doğarken
tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve
aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini
fark etmeli,
fark etmeliyiz çok geç olmadan…..

Ömür dediğin
üç gündür,
dün geldi geçti
yarın meçhuldür…
O halde
ömür dediğin
bir gündür,
o da bugündür….