Sayfalar

İyilik olsun

İyilik üzerine yola çıktık. İyilik gibi bir mücevherin göz önünde olmamasına, gölgede kalmasına, yokmuş varsayılmasına, etkisiz bırakılmasına gönlümüz elvermediği için bir şeyler yapmaya karar verdik.
Yaşamın her anında, her alanında iyilik maalesef ki bu şekilde değerinin uzağında tutulmakta, yaratacağı güzel dünya ne yazık ki grimsi bir kargaşa yuvasına dönüştürülmektedir.
Halbuki bakışımızı hafif değiştirebilirsek ne kadar muhteşem bir yaşamın içinde nasıl bir zenginliklere sahip olduğumuzu görmek  içten bile değil.
Ne yazık ki bu konuda toplumlar arası bir mutabakat varmış gibi daima, öncelikli olarak kötü olan, istenmeyen, zarar veren, kalitesiz olan, değersiz olan, negatif olan her ne varsa gözümüze sokulmakta, öne sürülmekte, gözlere zevksizlik, kulaklara gürültü, damaklara tatsızlık, ruhlara sıkıntı olarak dayatılmaktadır. Tüm bunların neticesinde yeni nesiller tatsız, tutsuz, manasız, sevgisiz, saygısız birbirinden kopuk, lisansız bir biçimde yetişip medeniyetimiz kökünden bitip tükenmektedir.
Bu paragraf bile başlı başına şikayet ettiğimiz bakış açısının kurbanı olup, bu satırlarda hoyratça hüküm sürmektedir.
Hâlbuki ne güzel bir dünya emrimize amade sunulmuş, sağlıklı her nefes, huzurlu her an ne büyük kıymetler taşımaktadır yaşam döngümüze hiç bir karşılık beklemeden.
Sabah güneş ışığına bakabilmek, kuşların cıvıltısına kulak kesilmek, tertemiz havayı ciğerlerimize çekmek mutlulukların en güzeli değil mi?
Etrafımızda her gün büyüklü küçüklü iyilik iksirine bulaşmış ne kadar çok şey var ki. Sokakları süpürenler, dükkânlarını her gün bizler için açanlar, bir şeyler öğretmek için çabalayanlar, çiçek açanlar, meyve verenler, günaydın diyenler, gülümseyenler, af edenler, el uzatanlar, yol verenler, hal hatır soranlar, elindeki yiyecekten bir parçasını ikram edenler ve daha milyonlarcası.
Her an binlerce insan, on binlerce canlı iyi şeyler yapmakta. Dünyamıza güzellikler katmakta, yardımcı olmakta, mutluluk dağıtmakta, keyifli anlara sunmaktalar.
Günde kaç kişi karşılıksız eğitim vermekte, sağlık hizmeti sunmakta, karın doyurmakta, daha farklı farklı biçimlerde yardım sunmakta. Günde kaç kişi birilerini teselli etmekte, sakinleştirmekte, motive etmekte, kutlamakta. Günde kaç kişi yararlı bir şeyler üretmek için çalışmakta, emek vermekte, ter akıtmakta. Günde kaç kişi dünyaya, insanlığa, hayata, kendine her hangi bir zarar vermeden yaşamakta ve yaşadığı anlardan keyif almakta.
Günde kaç kişi etkili satırlar yazmakta, ahenkli şarkılar notalamakta, güzel sesleri çıkarmakta, muhteşem renkleri karıştırmakta, keyifle enerjisini sportif faaliyetlere aktarmakta......
Dünyamız harikulade bir yer ve burada muhteşem insanlar yaşamakta. Doğa tüm güzelliğini yaşama tat katmak için sunmakta. Bakışımızı değiştirip, öne aldıklarımızı değiştirebilirsek bunların hepsi burnumuzun dibinde durmakta.
Kılavuzumuz iyilik olduğu taktirde yolumuzda iyilikle dolar ve iyilik bizlere yaşanabilir, keyifli, huzurlu yaşamlar sunar.
iyiturks

Hayatta İyi ve Güzel şeyler Oluyor

Böbrek yetmezliği olan ve amcası tarafından bakılamayacağı gerekçesiyle 8 yaşındayken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na verilen Kader Y.’nin (13) kaderi, korucuyu ailesi Mustafa ve Azize Boyraz çiftiyle değişti. Baba Boyraz, verdiği böbreğiyle kızını sağlığına kavuşturdu.
Görmeden kabul ettiler, Kadere can oldular
Habertürk Gazetesi'nden Aykut Yılmaz'ın haberine göre, Mersin’de yaşayan Boyraz Ailesi, bir kız çocuğuna koruyucu aile olmak için 2013 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlık, uygun çocuk bulunmadığını, sadece böbrek hastası bir kız çocuğu olduğunu bildirdi. Mustafa ve Azize Boyraz, Kader’i görmeden, koruyucu aile olmak istediklerini söyledi.
Kader, Boyraz Ailesi’nin yanına yerleştirildi. TIR şoförü olan baba Boyraz, 1 ay sonra Mardin’de büyük bir trafik kazası geçirdi. 27 gün Dicle Üniversitesi’nde yoğun bakımda yatan Mustafa Boyraz, kaza sonucu engelli hale geldi ve işini kaybetti.
Böbreğini Bağışladı
Bu sırada Kader rahatsızlandı, 10 ay Mersin’de ve Ankara’da hastanede yattı. Eşini evde, ilk eşinden olan oğluna emanet eden anne Azize Boyraz, Kader’e refakatçi oldu. Kader, böbrek nakli için sıraya alındı. Zaman zaman kızı için kan veren Mustafa Boyraz, organ bağışı için kendisinden doku örneği alınmasını istedi. Baba Boyraz, dokunun uyuştuğunu öğrenince tereddüt etmeden böbreklerinden birini Kader’e verdi. Ameliyat, Adana’da Yüreğir Başkent Hastanesi’nde önceki gün başarılı bir şekilde gerçekleşti.
Ameliyat sırasında Boyraz’ın safrakesesinde taş olduğu anlaşılınca, operasyonda safrakesesi de alındı. Baba Boyraz, “Kazadan sonra kızıma gideceğim diye hayata tutundum. Böbreğimi verirken de hayatımı ikinci defa kurtarmış hissettim” dedi.

Anadolu Efes'ten Mükemmel Galibiyet

Euroleague çeyrek final karşılaşmalarında bu hafta tam anlamıyla bir Türkiye mucizesi yaşandı. Fenerbahçe’nin ilk iki maçı ile Darüşşafa ve Anadolu Efes’in kesin favori rakipleri karşısındaki deplasman galibiyetleri, turnuvada beklenmedik bir Türk hegomanyası yarattı. Bizler için çok zevkli ve gurur dolu bu maçlar, unutulmaz hatıralar olarak hafızalarımıza kazandı. Tüm takımlarımızı tebrik eder, başarılarının Final-Four’a ulaşarak taçlandırmalarını temenni ederiz.
Anadolu Efes’in Yunanistan deplasmanına gidersek; Karşılaşma takımların karşılıklı basketleriyle dengede başladı, 8-10 Efes TV molasına önde girdi. Mola sonrası oyundaki denge değişmeyince Anadolu Efes ilk periyotu 22-23 önde tamamladı.
İkinci çeyrek de takımların bulduğu karşılıklı basketlerle açıldı, 14.dakikada skor 30-27 Olimpiyakos lehine oldu. Periyotun diğer yarısı ev sahibi ekibin istediği gibi oynanınca ilk yarı 44-37 Olympiacos üstünlüğünde geçildi.
Üçüncü periyota takımımız iyi başladı, 23.dakikada farkı eriterek skoru 44-41 yaptı. Fakat Anadolu Efes’in oyundaki üstünlüğü kısa sürünce kontrolü ele geçiren Olimpiyakos son periyota 54-51 önde girdi.

Harikasın Darüşşafaka!

Darüşşafaka Doğuş dün akşam harika bir iş çıkardı. Euroleague' çeyrek final eşleşmesinde şampiyonluğun en güçlü adaylarından Real Madrid'i deplasmanda yenmeyi başararak çok önemli bir başarıya imza attı. Kağıt üzerinde kesin favori görünen Real Madrid karşısında inanarak ve bu inancı sahaya akıllı bir oyunla yansıtarak, Darüşşafaka güzel bir an bıraktı dün akşamdan zamana. Onlara candan teşekkürlerimizi sunar, aynı güzel anların nihai başarı olan Final Four'a çıkarak ulaşmalarını temenni ederiz.
Maçın hikayesine bakarsak, oyuna Clyburn’ün üçlüğüyle başlayan Darüşşafaka Doğuş dış atışlardan isabet bulurken Real Madrid, Gustavo Ayon’un asistleri üzerinden Jeff Taylor’la basketler buldu. İlk 5 dakika 8-12 Daçka önderliğinde geçilirken skoru istediği gibi yöneten temsilcimiz ilk çeyreği 19-22 önde kapattı.
İkinci çeyrek Ante Zizic’in rakip pota altına kurduğu üstünlükten desteklenen Daçka hücumları, Scottie Wilbekin’den gelen üçlüklerle de eklenince, çeyreğin 3. dakikasında farkı 9’a çıkarttı ve skoru 28-37’ye getirdi. Sonraki bölümde Madrid farkı indirmeyi başarsa da ilk yarı Wilbekin’in son saniye üçlüğüyle 38-44 Daçka lehine tamamlandı.
Üçüncü çeyrekte Real Madrid tarafında sahada Sergip Llull fırtınası esti. 3 dakikada 4, çeyrekte toplamda 5 üçlük isabeti bulan Llull takımını skorda öne geçirmeyi başardı. Daçka cephesinden Llull’e cevap Brad Wanamaker’dan gelse de son periyoda Real Madrid 68-66 önde girdi.
Son çeyreğe 6-0’la başlayan Daçka 3. dakika geride bırakılırken 68-72 öne geçti. Ayon’la maça tutunan Real Madrid, aldığı hücum ribaundlarıyla da ikinci şans sayıları buldu. Son dakikaya 78-78 beraberlikle girilirken Wilbekin eşitliği bozdu ve son 50 saniyeye girildi. Sonraki hücumdan yararlanamayan Madrid, Clyburn’e taktik faul yaptı. Faul atışlarında hata yapmayan Clyburn farkı 4’e çıkartırken kalan sürede skoru koruyan Darüşşafaka Doğuş maçtan 80-84 galip ayrıldı ve seride durumu 1-1’e getirerek saha avantajını cebine koymuş oldu.
Gurur Dolu Bir Gece
Madrid yolculuğu öncesinde Brad Wanamaker ve Birkan Batuk'la yapılan görüşmüşmede; Her ikisi de, "Dışarıdan bakan insanlar İspanya'da alacağımız galibiyeti sürpriz olarak görüyor ama bizim için orada maç kazanmak sürpriz olmayacak" demişlerdi. Haklı da çıktılar! Koç David Blatt, Darüşşafaka'ya maçın ikinci yarısında bir an bile geri adım attırmayarak galibiyetin gelmesinde inancın çelik iradesini sahaya yansıttı.