Bugün 10 Kasım. Bugün Atamızın aramızdan ayrıldığı, sonsuzluğa karıştığı gün. 1881'de Selanik'te başlayan hayat yolculuğu 1938 yılında İstanbul Dolmabahçe Sarayında noktalandı. 57 Yıllık yaşamı savaşlarla, mücadelelerle ve bir devletin kurulması ile geçti. 57 yıllık yaşamında tarihin akışını değiştirdi. Milletinin yeniden ayakları üstüne doğrulup,tüm dünyaya bağımsızlığını kabul ettirmesini sağladı. Bugün 100.yıllarına doğru büyüyerek ve gelişerek yürüyen Cumhuriyetimiz, gurur duyulacak başarılara imza attı. Bu güçlü ve kudretli Ülkemizin temellerini atan Ata'mızı saygı ile anıyoruz.
Iverson şöleni! O Artık Kara Kartal
Dünyaca ünlü yıldız için imza töreni gerçekleştirildi! Beşiktaş'ın yeni transferi dünyaca ünlü ABD'li basketbolcu Allen Iverson, siyah-beyazlı taraftarlarla buluştu.Iverson için, BJK Cola Turka Arena'da tören düzenlendi. Salona ışık ve lazer gösterileri eşliğinde çıkan Iverson, sahada kendisini tezahüratlarla karşılayan siyah-beyazlı taraftarları selamladıktan sonra tören için hazırlanan platforma geçti.
Taraftarlara, ''Sizi görmek beni heyecanlandırıyor'' diyen Iverson, bugün takımla ilk antrenmanını yaptığını ifade ederek, ''Çok heyecanlandım. Her maçı kazanacağımıza söz veremiyorum ama bütün maçlarda elimizden geleni yapacağımıza ve takım ruhu içinde oynayacağımıza söz verebilirim. Sizin desteğinize sonuna kadar güveniyoruz'' ifadelerini kullandı.
Toprak:''Mutluyuz''
Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Erdoğan Toprak ise törende yaptığı konuşmada dünya basketbolunun en büyük yıldızını Beşiktaş camiasına kazandırdıkları için mutlu olduklarını ifade ederek, ''Bu transferde emeği geçen başkanımız Yıldırım Demirören ve yöneticilere teşekkür ediyorum. Bu tür oyuncuların camiamıza kazandırılmış olması, hem Beşiktaş hem de Türk basketboluna büyük katkıda bulunacaktır. Yeni yetişen gençlerimizin bu tip yıldızlardan öğreneceği çok şey var. Bu tip yıldızlar kolay yetişmiyor'' şeklinde konuştu.
Bu tip basketbolcuların transferinin sadece Beşiktaş'a değil, Türkiye'nin tanıtımına da katkıda bulunduğunu belirten Toprak, ''Beşiktaş'ın ne kadar büyük bir camia olduğunu hep beraber gördük. Iverson'a (Hoşgeldin) diyor ve başarılarının devamını diliyorum'' dedi.
Şeref Yalçın ise ''Iverson bir dünya yıldızıdır. 3 kez NBA'de sayı kralı oldu, bir kez de en iyi oyuncu seçildi. Beşiktaş ve Türk basketboluna hayırlı olsun'' diye konuştu.
Konuşmaların ardından Erdoğan Toprak ve Şeref Yalçın, Iverson'ın elini tutarak havaya kaldırdı ve birlikte taraftarları selamladı.
''Üçlü'' Çektirdi
Törenin ardından sahaya inerek altyapıdan 3 oyuncuyla basketbol oynayan Iverson, daha sonra taraftarların isteğiyle ''Üçlü'' çektirdi.
Tribünün önüne giden Iverson, bir amigo gibi taraftarlarla birlikte tezahürat yaptı. ABD'li oyuncu, bir taraftara da top hediye etti.
Bu arada, tören öncesinde salonda Iverson'ın NBA'deki performansıyla ilgili klipler gösterilirken, dans gösterileri de yapıldı.
Medyanın İlgisi Büyüktü
Iverson için düzenlenen imza törenine medya mensupları büyük ilgi gösterdi.
Töreni, akredite olan 100'e yakın basın mensubu izlerken, yabancı basın kuruluşlarının muhabirleri de Iverson için BJK Akatlar Spor Kompleksi'ne geldi.
Aralarında CNN International, BBC ve NBA TV'nin muhabirlerinin de bulunduğu 20 kadar yabancı medya mensubu, Iverson'ın imza töreninde görev yaptı.
Habertürk Spor
Çaykur Türk kadınını güzelleştirecek
Çaykur güzellik ve cilt bakımı için güzellik çayları geliştirdi. Çaykur Genel Müdürü Ekrem Yüce, canlandırıcı ve kırışıklıkları azaltıcı etkileri bulunan güzellik çaylarının, hintkenevirinden elde edilen ipliklerden dokunan Rize Bezi ile paketleneceğini söyledi.
Çaydaki diğer uçucu maddeleri araştırdık. Bu testlerden sonra alınan olumlu sonuçlar üzerine güzellik çayı ürettik. Bu çayın leylak, melisalı gibi aromalı türleri de bulunuyor. Güzellik çayı için paketlere konulamayan çay liflerini kullanıyoruz. Yeşil çay liflerini, geçirgenliği olmasından dolayı Feretiko olarak bilinen Rize bezinden yaptığımız paketlere dolduruyoruz. Bu paketler de küvete konularak 10 dakika bekletiliyor. Sonra da çayı küvetten alıp bu suda banyo yapılıyor. Böylece deri yoluyla çaydan istifade edilmiş olunuyor” diye konuştu.
Gençleştirici Etkisi Var
Çayın bileşenlerinde bulunan hücre yenileme etkisinin cildi yenilediğini ifade eden Yüce, “Çay banyosunun sakinleştirici, canlandırıcı, gençleştirici etkileri var. Cildi yumuşatıyor, beyazlatıyor. Deriyi geriyor ve kırışıklığı gideriyor. Deride yaşlanmayı geciktirici özelliği var. Güneş yanıklarına karşı da oldukça iyi sonuçlar veriyor. Bu nedenlerden dolayı ürettiğimiz bu çayı hem sağlık, hem banyo hem de güzellik çayı olarak tabir ediyoruz. Kısa bir süre sonra güzellik çaylarımız piyasada olacak” dedi.
Yüce, çayın kozmetik sektöründe kullanımını sağlamak amacıyla çalışmalar başlatacaklarını da belirterek, çay kremi, şampuanı, sabunu gibi ürünleri de piyasaya sürmeyi amaçladıklarını sözlerine ekledi.
Çaykur Genel Müdürü Ekrem Yüce, Çay ve Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü’nde Rize Üniversitesi (RÜ) Meslek Yüksekokulu Çay Eksperliği bölümü öğrencilerine de güzellik çayı projesi hakkında bilgiler verdi.
(DHA)
Fotoğrafın Altın Bileziği: İyi Hikaye
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’a gelen Steve McCurry, güçlü bir hikâyenin fotoğraf için ne kadar önemli olduğunu anlattı.
AFGAN KIZI‘Asrın fotoğrafı’ olarak anılan ve dünyaca ünlü bir ikona dönüşen Sharbat Gula’nın fotoğrafı 1985’te National Geographic’te yayınlandığında büyük yankı uyandırır. Sovyetler Birliği ve Afganistan arasındaki savaş sırasında öksüz kalan ve Pakistan’daki bir mülteci kampında Steve McCurry’nin karşısına çıkan Gula’dan uzun yıllar haber alınamaz. 2002 yılında Afgan Kızı’nı bulmak için ciddi şekilde harekete geçen dergi, kızın fotoğrafını bütün mülteci kamplarına dağıtır ve sonunda izini bulur.
Afganistan’ın ücra bir köşesinde kocası ve üç çocuğuyla birlikte zor şartlarda yaşayan ‘Afgan Kızı’ epey değişmiştir. Gula’nın yeni fotoğrafları eskisiyle karşılaştırılır ve göz irisinden onun aynı kişi olduğu anlaşılır. 2002 Nisan’ında Afgan Kızı’nı yeni yüzüyle tekrar kapağa taşıyan National Geographic, Gula’nın hacca gitme hayalini gerçeğe dönüştürmekle kalmaz ona finansal yardım da bağlar.
Foto muhabiri Steve McCurry’nin ismini çoğu kişi hatırlamaz ama Rus işgali altındaki Afgan halkının dramını yansıtan yeşil gözlü ‘Afgan Kızı’nın fotoğrafını görmeyen, görüp de hatırlamayan yoktur. Bu etkileyici gözlerin kâşifi geçtiğimiz günlerde İstanbul’daydı. McCurry, şehirde kaldığı üç-beş günde sayısız fotoğraf çekti ve çektirdi. Kayıt cihazına epey mesafeli davranan McCurry; en çok Doğu ülkelerindeki farklı kültür, dil ve dinlerle harmanlanmış insan yüzlerini fotoğraflamayı seviyor.
Üç gündür İstanbul’dasınız. Neler fotoğrafladınız?
Sultanahmet Meydanı ve civarındaki sokaklarda dolaştım. Pek çok fotoğraf çektim ama özellikle kediler ve uyuyan insanlar takıldı objektifime. Parklarda gölgelere sığınmış uyuyan insanlar ve mezar taşları üzerinde gezinen kediler...
İstanbul’a daha önce de çeşitli sebeplerle gelmiştiniz. Bu şehirde muhakkak fotoğraflanmalı dedikleriniz neler?
Bu İstanbul’a dördüncü gelişim. Her defasında bambaşka hikâyelerle karşılaşıyorum. Milyonlarca hikâye var burada; hangisini sayayım?
Hangisi daha önemli? Renk, ışık, hikâye, teknik…
Hepsi eşit derecede önemli.
Hikâye diyeceksiniz zannediyordum…
Evet, aslında düşününce hikâye daha önemli.
Neden?
Afganistan’ın ücra bir köşesinde kocası ve üç çocuğuyla birlikte zor şartlarda yaşayan ‘Afgan Kızı’ epey değişmiştir. Gula’nın yeni fotoğrafları eskisiyle karşılaştırılır ve göz irisinden onun aynı kişi olduğu anlaşılır. 2002 Nisan’ında Afgan Kızı’nı yeni yüzüyle tekrar kapağa taşıyan National Geographic, Gula’nın hacca gitme hayalini gerçeğe dönüştürmekle kalmaz ona finansal yardım da bağlar.
Foto muhabiri Steve McCurry’nin ismini çoğu kişi hatırlamaz ama Rus işgali altındaki Afgan halkının dramını yansıtan yeşil gözlü ‘Afgan Kızı’nın fotoğrafını görmeyen, görüp de hatırlamayan yoktur. Bu etkileyici gözlerin kâşifi geçtiğimiz günlerde İstanbul’daydı. McCurry, şehirde kaldığı üç-beş günde sayısız fotoğraf çekti ve çektirdi. Kayıt cihazına epey mesafeli davranan McCurry; en çok Doğu ülkelerindeki farklı kültür, dil ve dinlerle harmanlanmış insan yüzlerini fotoğraflamayı seviyor.
Üç gündür İstanbul’dasınız. Neler fotoğrafladınız?
Sultanahmet Meydanı ve civarındaki sokaklarda dolaştım. Pek çok fotoğraf çektim ama özellikle kediler ve uyuyan insanlar takıldı objektifime. Parklarda gölgelere sığınmış uyuyan insanlar ve mezar taşları üzerinde gezinen kediler...
İstanbul’a daha önce de çeşitli sebeplerle gelmiştiniz. Bu şehirde muhakkak fotoğraflanmalı dedikleriniz neler?
Bu İstanbul’a dördüncü gelişim. Her defasında bambaşka hikâyelerle karşılaşıyorum. Milyonlarca hikâye var burada; hangisini sayayım?
Hangisi daha önemli? Renk, ışık, hikâye, teknik…
Hepsi eşit derecede önemli.
Hikâye diyeceksiniz zannediyordum…
Evet, aslında düşününce hikâye daha önemli.
Neden?
Cama hayat veren nefes
Gülin Algül’ün hayatı bir gazete haberiyle bir anda yön değiştiriyor. Ekonomi okumuş, çalışan bir kadın olan Algül yıllarca kariyer peşinde koşuyor. Önce çalışma zamanını yarıya indirip birkaç kursa katılıyor ardından da iş hayatını tamamen bir kenara itip cam üflemeye gönül veriyor.
Cam üfleme sanatıyla buluşmasını şöyle anlatıyor Gülin Algül;
2002 yılında Beykoz Öğümce Köyü’nde Cam Ocağı Vakfı’nın uluslar arası uygulamalı sıcak cam üfleme üzerine de eğitim alınabilecek bir cam sanat merkezi olarak kurulduğunu gazetede okuduğum günü hala aynı sevinçle hatırlıyorum. 22 yıl önce bir iş gezisi sırasında el üfleme kuşların yapılışını gördüğümde hayran kaldığım sıcak cam üfleme sanatına Cam Ocağı Vakfı’nın ilk öğrencilerinden biri olarak adım attım.
Camla ne zaman tanıştınız? Neden cam?
Camla ilk farkında olarak tanışıklığım sanırım herkesin Murano camları olarak bildiği, küçükken evimizde ya da misafirlikte gördüğüm yalın, masif ama renkli, derinliklerinde ışığın oynadığı kütlelerin akışkanken şekillendiği belli olan çeşitli formlardaki küllük, şekerlik ya da dekoratif vazo ve kaseler oldu.
Camdaki ışıkla birlikte oluşan derinlik algısı benim camdan diğer malzemelerden daha fazla etkilenmeme yol açıyor sanırım. Cam, maden olarak, özellikle sıcak cam çalıştığınızda, hakimiyeti çok zor görünmesine rağmen, ihtiyacı olan sıcaklık ve şekillendirme yetisi sunulduğunda, sabır ve sevgi eklendiğinde, kendi isteğiyle şekillenmeye katkıda bulunur, sanki sizinle dans eder. Bu manevi düzeyde de mutluluk yaratıcı bir deneyimdir.
Mevlana felsefesinin dönüşlerindeki olgunlaşmanın üfleme çubuklarımızla sürekli döndürerek bu 1200 derece sıcak madeni şekillendirirken de yaşanabileceğini düşünüyorum. Yerçekimini nötrleştirerek fiziki dünyadan uzaklaşmak, hoş bir benzerliktir. Camda da ancak bu ısıda bu noktadan sonra bir şekil çalışmaya başlayabilirsiniz.
Mevlana felsefesinin dönüşlerindeki olgunlaşmanın üfleme çubuklarımızla sürekli döndürerek bu 1200 derece sıcak madeni şekillendirirken de yaşanabileceğini düşünüyorum. Yerçekimini nötrleştirerek fiziki dünyadan uzaklaşmak, hoş bir benzerliktir. Camda da ancak bu ısıda bu noktadan sonra bir şekil çalışmaya başlayabilirsiniz.
Camda hangi tekniklerle çalışıyorsunuz?
Camda sadece sıcak cam üfleme ve sıcak cam kütle heykel tekniği ile çalışıyor, hiçbir kalıp kullanmadan parçalarımı şekillendiriyor ve bu yönde bağımsız bir tarzda çalışarak sınırlarımı keşfetmek istiyorum.
Sanat felsefenizi birkaç cümleyle dile getirmek isteseniz… Camla çalışmak size ne hissettiriyor? Cam sizin için ne ifade ediyor?
Benim kendimi sıcak camla geliştirme ve uluslar arası düzeyde de ‘’Türkiye’de de stüdyo camcılığı ekolü varmış, gelişiyormuş, takip etmeye değermiş’’ dedirtecek bir grubun içinde sayılabilmekten ve sıcak cam üfleme önceliğimden başka hizmet etmek istediğim belirli bir felsefe yok.
Aslında bu çağda artık hepimizin ülke bazında ve sınırlarla değil de, dünya ve evreni oluşturan öğelerin bir ortağı, parçası olarak, bu algıyı yansıtacak koleksiyonlar yapmak istiyorum. Çalışmalarımı geliştirirken mümkün olan alanlarda da kendi kültürümüzden ve topraklarımızdan da oluşmuş bir şeylerle ilerlemeyi hedefliyorum. ‘’1200 derecede ebru’’ konum tam da buna hizmet ediyor. İnsan çıktığı yere de her an bağlı olduğunu hissetme ihtiyacı duyuyor. Orası ev, tanıdık, güven verici.
Tüm çalışmalarımda hiç etkisinden kurtulamadığım asli esin kaynağım evrenin zerafeti, oluşum ve işletim kanunları, doğada gizlenmiş değişmez dengeler hizmet ettiğim bir felsefe sayılabilir. Bunları güncel hayatımızda sıkıcı ve kalın kitaplar şeklinde değil de, bakmaya değer güzellikler halinde yansıtabilmeyi ümit ediyorum.
Tüm çalışmalarımda hiç etkisinden kurtulamadığım asli esin kaynağım evrenin zerafeti, oluşum ve işletim kanunları, doğada gizlenmiş değişmez dengeler hizmet ettiğim bir felsefe sayılabilir. Bunları güncel hayatımızda sıkıcı ve kalın kitaplar şeklinde değil de, bakmaya değer güzellikler halinde yansıtabilmeyi ümit ediyorum.
Cam üfleme tehlikeli bir iş, bu anlamda mekan sorunu yaşıyor musunuz? Çalışmalarınızı nerede gerçekleştiriyorsunuz?
Atölyem yok çünkü, sıcak cam üfleme çok ciddi bir fırınlar silsilesinin yönetildiği ve sürekli ısısının kontrol altında tutulduğu, disiplinli bir çalışma ortamı gerektiriyor.
Cam Ocağı Vakfı Türkiye’nin ilk ve tek uluslar arası düzeyde herhangi bir yaş ve eğitim seviyesinde sıcak camda kurs alınabilecek yeridir. Ben de çalışmalarıma kursların dışında Cam Ocağı fırınlarını kendi adıma kiralayarak orada devam ediyorum. Kar amaçsız bu vakfın sıcak fırınlarının hiç sönmemesi sayesinde sürekli uluslar arası düzeyde beslendiğim bu merkezden daha iyi bir gelişme ve çalışma ortamı da düşünemiyorum.
Cam Ocağı Vakfı Türkiye’nin ilk ve tek uluslar arası düzeyde herhangi bir yaş ve eğitim seviyesinde sıcak camda kurs alınabilecek yeridir. Ben de çalışmalarıma kursların dışında Cam Ocağı fırınlarını kendi adıma kiralayarak orada devam ediyorum. Kar amaçsız bu vakfın sıcak fırınlarının hiç sönmemesi sayesinde sürekli uluslar arası düzeyde beslendiğim bu merkezden daha iyi bir gelişme ve çalışma ortamı da düşünemiyorum.
Cam üzerinde çalışırken sizi hangi duygular etkiliyor, nelerden esinleniyorsunuz?
Kağıt ağırlıklarımda nazar, döngü çeşitleri, modern formda çeşm-i bülbül konularını bolca işliyorum. Sevginin hallerini işleyen üfleme kalplerim, yaşamın oluşum ve işletim kanunları, doğada gizlenmiş değişmez dengeler, evrenin zerafeti gibi konuları çalışmayı çok seviyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





