Sayfalar

Foton Nedir?

Elektromanyetik adı verilen dalgaların toplam enerjisini meydana getiren enerji parçacıklarına, foton adı verilmektedir. Elektromanyetik dalgalar, kendisini bir noktadan başka bir noktaya taşırken bu taşıma işlemi foton şeklinde taşınmayla olmaktadır. Bu dalgaların uzaydaki hızı, ışık hızı ile aynıdır. Zaten elektromanyetik dalgalar ışık hızıyla birlikte ilerlerler.
Fotonlar bu dalgalarla birlikte taşınmaktadır. Foton enerji parçacığının durağan haldeki ağırlığı sıfıra eşittir. Fakat fotonlar kütlesi sıfır olmasına rağmen kütle çekiminden etkilenme özelliğine sahiptirler. Fotonların çevreye veya bir noktaya yayılımları dalgalar şeklinde meydana gelmektedir. Fotonlar, dalgalar halinde boşlukta yayılırken etkileşime dalgalar halinde giremezler. Etkileşime sadece parçacıklar halinde girebilirler. Foton enerji parçacığının enerjisi, fotonun frekansına bağlı olmaktadır.
Einstein’in İsmini Koyduğu Fotonlar
Tarihte foton enerji parçacığının geçmişi incelendiğinde, ışığın dalga mı yoksa parçacık mı olduğu, 19. yüzyılda tartışılmaktaydı. Bu tartışmalar, bilim adamlarının çalışmaları eşliğinde yürüyor ve çeşitli deneyler yapılıyordu. Bu dönemde, bilim adamları çeşitli kuramlara sahipti fakat bazı deney sonuçları bilim adamlarının kuramlarıyla eşleşmiyordu. İlerleyen dönemlerde ise Max Planck adlı bilim adamı, ışığın dalga boyu şeklinde değil de enerji parçacıkları halinde düşünülmesinin gerektiği kuramını ortaya attı. Bu kuram, aynı zamanda bilim adamına 1918 yılında Nobel Fizik Ödülünü de kazandırarak, bu konuda büyük ilerleme kaydedilmesini sağladı. Daha sonraki dönemde ünlü fizik ve bilim adamı Einstein, fotoelektrik etki denilen kuramını açıklamış ve ışığın parçacık yapıda olduğunu söylemiştir. Einstein, kuramında ışığı makineli tüfekten çıkarak ilerleyen kurşuna benzetmiş ve bu ışık parçacıklarına foton ismini vermiştir.

Işınlama Hayal Değil: Bir Adım Sonra....

Haziran 2017 tarihinde ne yapıyorduk, gündemimizde ne vardı pek çoğumuz gibi bizde hatırlayamıyoruz. Demek ki o tarihlerde ne dünyayı ne bizleri  derinden etkileyen bir şeylere tanıklık etmemişiz.

Ama o günlerde dünyanın pek çok şanslı kişisi, kurumu, ileride dünyayı etkilemiş en önemli gelişmelerden birisi diye anılacak olan bir olaydan haberdar olma imkanına sahip olmuşlar.

Bu çok önemli gelişmeden bizler tesadüf eseri [kuantuma ters görünse de :)] ancak Ekim 2018 de haberdar olabildik.

Geçte olsak bu haberi ve peşinen ilgili bir kaç bilgiyi bir araya toplayarak sizlerle paylaşmak istedik. Umarız ilginizi çeker ve okumanız sonunda sizlere olumlu etkiler katabilir. iyiturks

Çinli bilim insanları, bir nesneyi ilk kez Dünya yörüngesine ışınlamayı başardı
1990'ların başında, bilim insanları kuantum fiziği ile teleportasyonun mümkün olabileceğini sadece hayal edebiliyordu.
O zamandan bu yana, teleportasyon dünya çapındaki kuantum optik laboratuvarlarında standart bir işlem haline geldi. Hatta, geçen yıl, iki ayrı ekip dünyanın ilk kuantum teleportasyonunu bir laboratuarın dışında gerçekleştirdi.
Şimdiyse, Çin'deki araştırmacılar süreci bir adım ileriye taşıdı ve Dünya'daki bir fotonu 500 kilometre uzaktaki bir uyduya başarıyla teleport ettiler.
Micius adı verilen uydu, yerden ışınlanan tek fotonların kuantum durumlarını algılayabilen oldukça hassas bir foton alıcısıdır. Micius, bilim adamlarının dolanma, kriptografi ve ışınlama gibi kuantum becerilerini test etmelerini sağlamak için uzaya fırlatılmıştı.
Bu teleportasyon çalışması, bu deneylerin ilk başarıyla sonuçlananı olarak kabul edildi. Ekip yalnızca yerden yörüngeye ilk nesneyi teleportlamakla kalmadı, aynı zamanda uydu ile yer arasındaki ilk kuantum ağı oluşturarak ve dolanmanın ölçüldüğü en uzun mesafe rekorunu kırdı.
Çinli ekip MIT Technology Review’a verdiği bir röportajda, "Uzun mesafeli ışınlama, büyük ölçekli kuantum ağları ve dağıtılmış kuantum hesaplamaları gibi protokollerde temel bir unsur olarak kabul ediliyor. Önceden gerçekleştirilen uzak mesafeli teleportasyon deneyleri optik fiberlerde ve karasal boşluklarda kaybolan fotonlar nedeniyle 100 kilometrelik bir mesafe ile sınırlıydı,” dedi.
Teleportasyon Denince Aklınıza Ne Geliyor?
Kuantum ışınlama, kuantum dolanmasına dayanıyor. Kauntum dolanması bir grup kuantum nesnesinin (foton gibi) uzayda aynı noktada ve anda oluşmasına verilen ad. Bu şekilde, nesneler aynı varlığı paylaşır. Bu paylaşılan varoluş, fotonlar birbirlerinden ayrıldığında dahi devam eder - yani birindeki bir ölçüm, aralarındaki mesafeye bakılmaksızın, diğerinin durumunu etkiler.
Bu bağlantı, bir foton ile ilişkili bilgiyi başka bir fotona dolanmış bir link üzerinden "indirerek" kuantum bilgilerini iletmek için kullanılabilir. İkinci foton, ilkinin kimliğini alır. Böylece ışınlanma gerçekleşir.
Bu deneyde, Çinli ekip yeryüzünde dolanmış çift fotonlardan saniyede yaklaşık 4.000 tane olacak şekilde yarattı.
Daha sonra ekip, bu fotonlardan birini uyduya gönderdi ve eşini yerde tuttu. Ekip yeryüzündeki ve yörüngedeki fotonları, dolaşmanın gerçekleştiğini doğrulamak için ölçtü.
Bu teknolojinin bazı sınırlamaları olduğunu belirtmek önemli. Mesela büyük şeyleri teleporte etmek, şu anda mümkün değil.
Teorik olarak, maksimum ulaşım mesafesi olmasa bile, dolanma oldukça kırılgandır ve bağlantılar kolayca kopabilir.
Bu sınırlamalara rağmen, bu araştırma, kuantum teleportasyon konusundaki daha iddialı çalışmaların yolunu açtı. Ekip, "Bu çalışma, küresel ölçekte kuantum internete doğru büyük bir adım, ve ultra-uzun mesafeli kuantum teleportasyon için ilk yolu çizdi" dedi. (Kaynak:1)


Türkiye'nin ilk elektrikli itfaiye aracı için geri sayım


İlkokul mezunu olan İsa Tecim, 1972'de askerlik görevi sırasında Kastamonu'da bir ev yangınına tanık oldu. Engelli bir kadınla torununun can verdiği yangında bölgede itfaiye bulunmaması nedeniyle yaşananlardan etkilenen Tecim, itfaiye aracı üretmeye karar verdi.
Askerlik dönüşü bu işe yönelen Tecim, Volkan İtfaiye Sanayi adıyla 1974'te kurduğu şirkette önce küçük çaplı araçlar üretti, zamanla büyükşehir belediyelerinin taleplerini karşılar hale geldi.
Firma, geçen sürede uçak yangınlarına müdahale etmek üzere sınıfının en üstün kapasiteli itfaiye araçlarını geliştirdi.
Havaalanları, büyük sanayi tesisleri ve rafinerilerdeki yangınlar için de özel tasarımlar yapan şirket, iç pazar liderliğinin ardından ilk ihracatını 2002'de Dubai ve Pakistan'a yaptı.
Halen 40 ülkeye itfaiye aracı ihraç eden, üretim çeşitliliği ve kapasitesiyle sektöründe dünyanın en büyük 4 üreticisi arasında gösterilen Volkan İtfaiye, 2,5 milyon avroluk devlet desteğiyle 60 metrelik kurtarma ve söndürme merdiveni geliştirdi.
Son olarak havaalanları için yerli şasiyle 8x8 çift motorlu itfaiye aracı geliştiren şirket, Türkiye'nin yanı sıra Endonezya ve Arnavutluk'daki havaalanlarına satış yaptı. Firma, Hindistan, Malezya, Fas ve Tayland'daki havaalanları için ise satış görüşmelerine başladı.
Şirketin İzmir'in Torbalı ilçesindeki fabrikasında bir yandan İstanbul Yeni Havaalanı için uçak söndürme araçları yetiştirilmeye çalışılırken diğer yandan tamamen yerli elektrikli itfaiye aracıyla ilgili Ar-Ge çalışmaları devam ediyor.
Katma Değeri 10'a Katladı
Volkan İtfaiye Yönetim Kurulu Başkanı Tecim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, canların itfaiye aracı olmaması nedeniyle yitirilmemesi için girdiği sektörde ticari kaygılardan çok insanlara faydalı olma inancıyla çalıştığını söyledi.

Türkiye'de bir ilk! Adana Şehir Hastanesinde başladı


Adana Şehir Hastanesinde yeni doğan bebeklerin kaçırılmasına ve karışmasına karşı çipli Pembe Takip Kod Sistemi uygulanması başlatıldı. Türkiye’de ilk defa uygulanan sistem Amerika’da ‘Sağlıkta En İyi Radyo Frekansı ile Tanımlama Teknolojisi (RFID) Çözümü’ ödülü aldı.
Adana’da uygulanmaya başlayan Pembe Kod Takip Sistemi ile yeni doğan bebeklere ve annelerine çipli bileklikler takılıyor. Bilekliğin takılmasıyla annenin bulunduğu odadan bebek çıkarıldığı an hareket sensörlerinin devreye girmesiyle alarm çalıyor, servis kapıları otomatik kilitleniyor, güvenlik güçlerine giden acil kodlu mesaj ile güvenlikler alarm çalan servise yönlendiriliyor.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği İdari Sorumlusu Doç. Dr. Raziye Narin, uygulamadan hem hastalar hem de çalışanların son derece memnun olduğunu iş yoğunluğundan dolayı ‘gözden bir şey kaçacak’ endişesini artık yaşamadıklarını söyledi. Doç. Dr. Raziye Narin, Adana Şehir Hastanesinde bebekler için çok yüksek güvenlik önlemleri aldıklarını kaydederek, “Pembe kod uygulamamızda annelere doğum yaptıkları andan itibaren hem kendi kollarına hem de bebeklerinin kollarına özel cihazlar içeren, çipli bileklikler takmaktayız. Öncelikle annenin bilgilerini içeren, içerisinde özel cihaz olan pembe bir bileklik hazırlanıyor. Bu cihazla birebir eşleştirdiğimiz bebek için hazırlanan yeşil renkli cihazımız var. Bunun içerisinde de bebek takip sistemi adı verilen özel bir sistem var. Bunu da bebeğin koluna ya da ayak bileğine takıyoruz” dedi.
Türkiyede bir ilk Adana Şehir Hastanesinde başladı
Sistemin bebeğin koluna taktıktan hemen sonra aktive olduğunu belirten Doç. Dr. Narin, “Aktive olduktan sonra da bebek için güvenli bir alan belirleniyor. Bu alan bebeğin doğduğu, annenin içinde kaldığı oda. Bu oda içerisinde çeşitli hareket sensörleri var. Bu sensörler bebeğin hareketlerini hemen algılıyor. Eğer anne odada tek başınaysa, lavaboya gittiğinde veya uyuya kaldığında bile bebeğin asla habersiz bir şekilde odadan dışarı çıkarılması söz konusu olmuyor. Bu nedenden dolayı anneler de çok mutlu oluyor” diye konuştu.
Doç. Dr. Raziye Narin, Bebeğin dışarı çıkarıldığında hareket sensörlerinin bebeğin hareketlerini algıladığını vurgulayarak, “Tüm birimlerimize uyarı sinyalleri gidiyor. Servisin tüm kapıları kapanıyor. O anın kamera görüntüleri monitörlere yansıtılıyor. Tüm güvenlik birimlerini derhal sinyalin geldiği bölgeye intikal ediyorlar. Böylece bebeğin habersiz bir şekilde anne odasının dışına çıkarılması engellenmiş oluyor” ifadelerini kullandı.
Şehir Hastanesi Bilgi Teknolojileri Yöneticisi Mesrur Sölpüker de çipli bileklikler ile RFID teknolojisi üzerinden bebek kaçırma önleme eyleminin en yüksek teknolojiyle uygulandığını söyledi. Sölpüker, Adana Şehir Hastanesinde kurulan sistemin Amerika’da ‘Sağlıkta En İyi RFID Çözümü Ödülü’ aldığını belirterek, “Çipli uygulamamız donanım ve yazılım olarak yüzde 100 ülkemizde üretilmiştir. İlk defa Şehir Hastanelerinde uygulanan bir sistemdir. Bebeklerimiz bu sistemle, en son teknolojiyle korunmaktadır” dedi.
Yeni doğum yapan anne Safiye Taş ise kendisine ve bebeğine çipli bileklik takılmasının ardından uygulamadan çok memnun olduğunu söyleyerek, “Çok güzel bir uygulama. Bebeğimle kendimi daha güvende hissediyorum. Tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

Elon Musk: Eğer Bir Çözüme Ulaşacaksanız, Gerçeklik Kesinlikle Önemli

Malumunuz bugünlerde gündemimizde Elon Musk fırtınası esmekte. İlgili ilgisiz pek çok kişinin bir şekilde kendisinden haberdar olduğu Musk, bu hafta içinde ülkemizdeydi. Çeşitli görüşmeler yapmak için başta Cumhurbaşkanlığımız olmak üzere pek çok görüşme yaptı. Önde Atatürk ile ilgili paylaşımları olmak üzere yoğun bir ilgi ile karşılaştı.
Gündemin genel geçer yoğunluğu ve ilgisi dışında Elon Musk ile ilgili geriye kalanlar bir yana, bizim en çok etkilendiğimiz ve ilgimizi çeken, kendisi ile yapılmış olan bir röportaj oldu.
Özellikle "Neden" sorusu ve "Gerçeklik" ile vurguları ilgimizi çekmeye fazlasıyla etkili oldu. Kanaatimizce pek çok sıkıntının oluşması, büyümesi, daha farklı sıkıntılara yol açması, hatta çözümsüzlük sarmalına girmesindeki en önemli konu “Neden” sorusunun hakkıyla sorulup, “Gerçek” cevaplarının verilememesi/bilinememesi/fark edilememesidir. “Neden ve Çünkü” diye isimlendirdiğimiz yaklaşımın eksikliği pek çok konuyu bu çıkmaz süreçlere sürüklemektedir. Bu açıdan, sayın Musk’ın bakış açısı dikkatimizi bu röportaja odaklamıza neden oldu. Umarım sizlerinde ilgisini çeker ve okuduğunuza değer……. iyiturks
Elon Musk'ın hayat hikâyesini sizlere daha önce anlatmıştık. Ancak bunun yanında Musk'ın hayata, eğitime, çalışmaya ve girişimciliğe dair çok önemli sözleri var. Elon Musk'ın ilgi çekici sözlerinden bazılarını, 'Geleceği İnşa eden Adam: Elon Musk' adlı kitaptan derledik...
Elon Musk hangi kitabı öneriyor?
Varoluşsal bir bunalım geçiriyordum ve hayatın anlamını çözebilmek için çeşitli kitaplar okuyordum. Çünkü hayat oldukça anlamsız geliyordu. Nietzche ve Schopenhauer'in 14 yaşında okumamanız gereken kitapları vardır ve bu kötü, olumsuz bir durumdu. Daha sonra bana çok faydası dokunan Otostopçu'nun Galaksi Rehberi'ni okudum.
Bu bana asıl zorluğun sorulması gereken sorular bulmak olduğunu, ama bir kere bunu başardığınızda geri kalanının gerçekten kolay olduğunu öğretti.
En iyi öğretmeni kimdi?
En iyi öğretmenim ilkokul müdürümdü. Matematik öğretmenimiz işten ayrılmıştı ve müdürümüz onun yerine işe girmeye başlamış yıllık ders programını hızlandırmıştı. Dersin ilk yarısında süratle çalışmak ve fazladan ev ödevi yapmak zorundaydık. Sonra da onun 2. Dünya Savaşı zamanındaki askerlik anılarını dinlerdik. Ödev yapmazsak anılarını anlatmıyordu. Herkes ödevini yapıyordu.
Eleştirel düşünme nasıl olur?