Sayfalar

Böyle bir büyüme için bir Türk mü gerekiyordu?


Yıldız Holding tarafından 4 yıl önce satın alındıktan yaşadıkları büyümeyi değerlendiren Godiva'nın CEO'su Jim Goldman, "Büyümek için bir Türk'e ihtiyacımız vardı. Biz Campbell Soup ile bu başarıya ulaşamazdık" dedi.
Goldman, Godiva'nın New York'taki merkez ofisinde bir grup Türk gazeteciyle bir araya geldi.
Toplantıda gazetecilere detaylı bir sunum yapan CEO Jim Goldman, Godiva'nın Yıldız Holding tarafından alındıktan sonra yaşadığı değişimi anlattı. Goldman, Brüksel'de 1926 yılında kurulduktan sonra uluslararası üne kavuşan ve birçok ülkede şubesi açılan Godiva'nın, 1966 yılında ünlü çorba üreticisi Campbell Soup tarafından alındıktan sonra ABD'ye geldiğini anımsattı.
Yıldız Holding'in 2008 yılının Mart ayında satın aldığı Godiva'nın doğru firma tarafından satın alındığının altını çizen Goldman, “Her zaman haklı değilim ama bu konuda kendimi haklı görüyorum. Dört yıl önce de söylediğim gibi doğru şirket tarafından satın alındık ve birlikte başarıya ulaştık” dedi.
Goldman, Yıldız Holding bünyesinde geçen dört yıllık süreçte elde edilen başarıların temelinde; iş yapılandırma sürecinde önemli derecede artırdıkları inovasyonun yattığını ifade etti. Ekonomik krize, resesyona ve Japonya'daki tsunamiye rağmen Godiva'nın yüzde 30 oranında bir büyüme sağladığını vurgulayan Goldman, “İş yapılandırma sürecinde inovasyonu önemli derecede artırdık. Çok güçlü ve yeni pazarlama programları karşımıza çıktı. Toptan satışımız genişledi ve tecrübe kazandık. Çin gibi yeni coğrafyalara yeni müşterilerle açıldık” diye konuştu.
“Tutku seviyesinde umutlarımız var”
Godiva CEO'su Goldman sözlerini şöyle sürdürdü:
“İş yapılandırmanın yanı sıra organizasyon ve kültür açısından da köklü değişiklikler gerçekleştirdik. Yıldız Holding ile tek başına ayakta duran bir şirket olduk ve geleceğe bu şekilde bakıyoruz. Biz işimizi geliştirmek açısından tüm dünyadan yetenekleri bünyemizde topladık. Gerçekten çok güçlü motivasyona sahip bir ekiple çalışıyoruz.
Çapraz kültürlerin bir arada çalıştığı bu şirkette sadece çalışanların değil, aynı zamanda şirket sahiplerinin de katılımıyla bir ekip oluşturduk. Bu noktada Yıldız Holding bizi Campbell Soup'tan çok farklı kullanıyor. Campbell'da öncelikliydik, ama Yıldız Holding'te stratejik bir birleşmeyiz. Başlı başına bir noktayız. Campbell Soup'ta iken orta seviyeli yatırım umutlarına sahiptik. Yıldız Holding'te ise tutku seviyesinde umutlarımız var. Campbell Soup'ta riskten kaçan kısa vadeli planlarımız vardı. Yıldız Holding çok daha uzun vadeli planlar yapan bir şirket. Uzun vadede iş konusunda birlikte kararlar alıyoruz ve buna göre geri dönüşüm oluyor.”
Godiva'nın Yıldız Holding tarafından alınmasına ilişkin Harward Businnes Review'de (HBR), “Bu tür birleşmeler genelde çok iyi yürümez ama bu gerçekten çok iyi işliyor” şeklinde bir yorum yapıldığına dikkati çeken Goldman bunun, iki şirket arasındaki güven ve saygıya dayalı ilişkiden kaynaklandığını söyledi. Goldman, “Birbirimize karşı çok açık ve dürüstüz. Herhangi bir fikir ayrılığını birbirimize açıkça ifade ediyoruz. Biz gerçekten aynı takımdayız” dedi.
“Dünya çapında bir tutku yaratmalıyız”

'Git odana oyna' demeyin beraber oyun kurun

Çocuklara oyuncaklar alıp onların kendi başlarına, mümkünse odalarında oynamalarını beklemek yanlış bir tutumdur. Çocuk oyuncakla oynamayı, paylaşmayı, oyun kurmayı öğrenmek durumundadır. Bunun için anne-baba zaman zaman çocuklarıyla oturup oyun oynamalıdır.
Bir çocuğun en temel ihtiyacı anne-baba sevgisidir; diğeri ise 'oyun'dur. Nasıl ki yetişkinlerin bir işi, meşguliyeti varsa çocuğun işi de oyundur. Ebeveyn olarak, yardım etmeden çocuğun kendi kendine oyun oluşturabileceğini düşünürüz. 'Al çocuğum oyuncaklarını oyna' diyerek kendi haline bırakırız. Çoğu zaman bu durumu işlerimizi tamamlamak için bir fırsat olarak görürüz. Oysaki bu davranış çok yanlış. Anne-babanın çocukla birlikte oyuna dâhil olması gerekir. Uzman psikolog Büşra Tanık, oyunla çocuğun daha iyi tanınabileceğini ve ilişkinin güçlendirileceğini söylüyor. Tanık, ayrıca birlikte oynanan oyunun çocuğun hayal gücünü geliştirdiğini belirtiyor.
Çocuğun oyun oynarken mutluluk ve heyecan duyduğunu ifade eden Tanık, oyunun hayal gücü, taklit yeteneği ve karar verme yetisini geliştirdiğini, çocuğun kendini tanıma fırsatı edindiğini söylüyor. Tanık, çocuğu sürekli kendi başına bırakmak ve oyuna dâhil olmamanın yanlış bir davranış biçimi olduğunu aktarıyor. Tanık, "Birlikte oynanan oyun, anne-babanın çocuğunu en iyi tanıyabileceği ve ilişkilerini güçlendirebileceği sosyal bir alandır." diyor.
Tanık, çocuğun tek başına oyun kurabilmesi ve oyunu sürdürebilmesinin de önemli olduğuna dikkatleri çekiyor.
Oyuncaklarını kırıyorsa ilgisini başka yöne kaydırın
Anne-baba, çocukla oyun oynarken birtakım zorluklar yaşayabilir. Oyun sırasında çocuk bağırabilir, huysuzlanabilir yahut oyuncaklarını fırlatıp kırabilir. Psikolog Tanık'a göre bu gibi durumlarda, ortam uygun ve yapılan davranış görmezlikten gelinebilecekse ebeveyn ilgisini başka bir yöne kaydırmalı. Çocuk tutumunu değiştirdiğinde tekrar çocukla ilgilenmek davranışın tekrarlanmasını engeller. Eğer gözden gelinmeyecek kadar büyük bir davranış sergilemişse 'Davranışını değiştirmezsen oyunu sonlandıracağız' şeklinde bir uyarı yapılmalı. Anne-baba mutlaka tutarlı bir tutum sergilemeli. Bazı durumlarda çocuğun yıkıcı davranışı, oyun içinde kendisine yansıtılabilir. Böylece çocuk yaptığı davranışın geri bildirimini alır ve sorumluluğu öğrenir.
Bazı çocuklar da oyunu bitirmek istemez, mızmızlanır. Bu gibi hallerde oyuna başlamadan önce oyunun çerçevesi çizilmeli. Oyunun bitim zamanı hakkında çocukla önceden konuşulmalı ve oyunun sonuna yaklaşırken gerekli durumlarda zaman hatırlatması yapılıp çocuğun oyunu bitirmesine imkân sağlanmalı. Oyun bitiminde çocuğa 'Seninle oynamak benim için çok keyifliydi' şeklinde geri bildirim verilmeli.
Çocukla oyun oynarken ne yapmalı?
Liderliğini izleyin: Fikrinizi dayatmak yerine çocuğun liderliğini, fikirlerini ve hayal gücünü takip edin. Çocuğa herhangi bir şey öğretmeye çalışmayın, hareketlerini taklit edin ve onun söylediklerini yapın. Çocuk böylece, oyunla daha çok ilgilenmeye başlayacak.
Oyunun hızını ona uydurun: Çocuklar oyun oynarken, aynı aktiviteyi tekrar tekrar yapma eğilimindedir. Kendi becerilerine güvenmeyi başarabilmek için aynı şeyi tekrarlamaya ihtiyaç duyarlar. Acele etmeyin, oyunun hızını çocuğun temposuna uyarlayın.
Güç mücadelesine girmeyin: Çoğu anne-baba, çocuğa oyunu kuralına göre oynamak ister ve çocukla bir rekabete girer. Kendini yeterli hissedebilmesi için kontrol çocuğa verilmeli.
Fikirlerini övün ve cesaretlendirin: Çocuğu düzeltmeyin, önemli olan çocuğun bir şeyleri denemesidir. Çocuğunuzun düşünce ve davranışlarını övün.
Açıklayıcı yorumlar yapın: "Bu çiçek ne?", "Kaç tane yaprağı var?" gibi arka arkaya sorular sormayın. Bu tür soruların çocuğun öğrenmesine yardımcı olacağı düşünülür, ancak bu yaklaşım özgürce konuşmasını engeller. Ne yaptığı hakkında destekleyici yorumlar yapın. Zira bu, dil gelişimini aktif şekilde destekler. 'Çiçeği vazoya koyuyorsun. Su döküyorsun' gibi açıklayıcı cümleler kullanın.
Problemi tek başına çözsün: Çok fazla yardım edilmesi ya da işin tamamının üstlenilmesi çocuğun kendine güven hissini azaltır ve yetişkine bağımlılığı teşvik eder.

RIBA Ödüllü LOFT Bahçe Gururlu


LOFT Bahçe projesi ile Uluslararası RIBA Mimarlık Ödülüne layık görülen Tabanlıoğlu Mimarlık, ödül coşkusunu İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosu Jessica M. Hand himayesinde gerçekleşen özel geceye katılan seçkin davetlilerle paylaştı.
RIBA - Royal Institute of British Architects (Britanyalı Mimarlar Kraliyet Enstitüsü), 2005 yılından bu yana dünyanın her yerinde RIBA üyeleri tarafından gerçekleştirilmiş olan projelerinin mükemmelliğini değerlendiriyor. Bu yıl ödüle Foster and Partners, Zaha Hadid ve David Chipperfield gibi ünlü mimarlara ait 13 proje layık görüldü. Murat Tabanlıoğlu ve Melkan Gürsel Tabanlıoğlu’nun liderliğinde çağdaş projeler geliştiren Tabanlıoğlu Mimarlık, "Loft Bahçe" ile RIBA ödülüne layık görülen bu 13 proje arasında yer aldı. Tabanlıoğlu Mimarlık bu başarı ile aynı zamanda RIBA ödülü alan ilk Türk firma oldu.
Tabanlıoğlu Mimarlık’ın bu başarısı onuruna, İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda, ödüllü Loft Bahçe projesinin de sergilendiği bir resepsiyon düzenlendi. Geceye, Loft binasını yaptıran Akfen’in Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Murat Tabanlıoğlu, Melkan Gürsel Tabanlıoğlu ile iş ve sanat dünyasından çok sayıda seçkin davetli katıldı.
"Siz Çizin, Biz Yapalım"
Açılış öncesi ödül süreci hakkında Murat ve Melkan Tabanlıoğlu kısa bir değerlendirme yaptı. Murat Tabanlıoğlu, "Burada binanın yapılması önemli. Burası bulvarın üzerinde ilk konut projelerinden biri. Bu projenin bir ilki var, Loft 1. Bu proje loft 2. Loft 1 çok iyi yapıldığı için arkasından Loft 2 yapılmasına karar verildi. Daha sonra İngiliz Kraliyet Mimarlar Odası bu projenin ödül almasını istedi. Türkiye’den de tek ödül bu esasında. Bu yüzden çok önemli. Biz de bu ödülü, İngiltere’nin İstanbul’daki temsilciliği olan bu binada kutlamak istedik. Bu binayı da biz restore etmiştik" dedi.
Organizasyonda bir konuşma yapan Akfen Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Tabanlıoğlu Mimarlık’ın yaptığı Loft Bahçe projesini hayata geçirmiş olmaktan gurur duyduğunu belirterek, mimarlara, "Siz çizin, biz yapalım" dedi. Melkan Gürsel Tabanlıoğlu ise açılışta yaptığı konuşmasında, "Ödülün 2005 yılından itibaren dünyada RIBA üyesi mimarların eserlerini mükemmelikle onurlandırıyor. Bu sene Sağlam ve Akfen ile yaptığımız Loft 2 binası da ödül almaya hak kazandı. Bunun için bu akşam buradayız" dedi.
Gecede ayrıca, Loft Bahçe projesini anlatan ve Mental Klinik tarafından hazırlanan video gösterimi de yapıldı ve videoda binada yaşayanlara yer veriliyor.
Loft Bahçe’de Oturanlar Gururlu
Loft Bahçe konutlarında yaşayanlar ise ödülden dolayı gururlu olduklarını belirtiler. İpek Demirci, "Herkesin evi kendi cennetidir. Aynı zamanda sizin bu kadar önem verdiğiniz bir yerin, böyle mimari bir ödüle layık görülmesi çok gurur verici. Burada evimiz için bulunuyoruz" dedi.
Geceye katılan ve Loft Bahçe’de ev sahibi olan Betül Soylu, "Aslında biz Ankara’da oturuyoruz. Ama İstanbul’da yerleşmek üzere de küçük bir evimiz olsun istedik. Lakin küçük olmadı bu. Süper bir yerde oturuyoruz. Çok şanslıyız. Teşekkür ediyoruz, emeği geçen herkese, mimarlara da" diye konuştu.
Alişan Soylu ise Loft Bahçe’nin ödül almasının gayet doğal olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti: "Tabanlıoğlu, kendini ispat etmiş bir mimarlık ofisi. Yaptığı eserlerin hepsi ortada. Evin kullanımı, merkezi oluşu, her şeyi ile süper. Biz çok memnunuz, onlara da hayırlı olsun bu ödül. Çok mutluyuz öyle bir yerde oturduğumuz için."
Jürinin LOFT Bahçe Değerlendirmesi
RIBA ödülünün; Bob Allies, Gianni Botsford, Alison Brooks, Tony Chapman, Peter Clegg, Paul Finch, Murray Fraser, Philip Gumuchdjian, Deborah Saunt, Bill Taylor ve Cindy Walters’dan oluşan jüri heyeti; Loft Bahçe projesini "Mies-vari kule modelinde ele alınan 21 katlı konut yapısı, ana biçimine ustaca müdahalerle esnek bir yaşam formuna dönüştürülmek suretiyle, zarifçe insani ölçeğe taşınmış. Yüksek kotlarda yeralan avlu-bahçeler, çıkmalar şeklinde yerleştirilen cumbalarla dengelenerek cepheye gömülmüş ve bu hareketlilik, cephedeki dolu-boş dengesini güçlendirmiş. Plan ve kesitlerin organizasyonu, alternatif konut biçimleri ve bazıları yatayda avluların çevresinde, bir kısmı ise dikeyde iki kat yükselerek geniş bir mekansal çeşitlilik sağlamış. İç mekanlarda ise tasarımcılar, endüstriyel loft estetiğini cesur bir tutku ile sergilemiş; brüt beton, çelik ve ahşap kullanılan alanlarda alt yapının saklanmaması tercih edilmiş. Loft Bahçe, ustaca kişiselleştirilen bir tipoloji içinde zarafet ve ’sınır’ın uç ifadesi olmayı başarmış" değerlendirmesi ile ödüle layık görmüştü.
Geçtiğimiz Ekim ayında Londra’da düzenlenen törenle ödüllendirilen Tabanlıoğlu Mimarlık’ın Loft Bahçe projesi, sergilendiği bu özel geceye de damgasını vurdu.
2011 Yılı Uluslararası RIBA Ödülüne Layık Görülen 13 Proje:
  • Loft Gardens, Istanbul, Türkiye - Tabanlıoğlu Architects
  • Laboratory Building, Basel, İsviçre - David Chipperfield Architects
  • Guangzhou Opera House, Çin - Zaha Hadid Architects
  • Galleria Centercity Department Store, Cheonan, G. Kore - UN Studio
  • Masdar Institute, Masdar City, Abu Dhabi, BAE - Foster and Partners
  • Boston Museum of Fine Arts, Massachusetts, ABD - Foster and Partners
  • School of Arts, Singapur - WOHA
  • Alila Villas, Bali, Endonezya - WOHA
  • Stanislavsky Factory, Moscow, Rusya - John McAslan & Partners
  • Iron Market, Port-au-Prince, Haiti - John McAslan & Partners
  • North College, Rice University, Houston, Texas, ABD - Hopkins Architects Partnership
  • Virginia Museum of Fine Arts, Richmond, Virginia, ABD - Rick Mather Architects
  • Brain and Mind Research Unit - Youth Mental Health Building, University of Sydney, Australya - BVN - Bligh Voller Nield Architecture

Türk Satrancı'nın ilk kadın büyük ustası oldu.

Milli satranççı Betül Cemre Yıldız, büyük bir başarıya imza atarak Türk Satrancı'nın ilk kadın büyük ustası oldu.
Betül Cemre Yıldız, Türk Satrancı'nda tarih yazdı. 9 yaşında satranca başlayan, 11 yaşında milli takıma seçilen, 20 yaşında iki dünya üçüncülüğünü Türkiye'ye kazandıran 22 yaşındaki sporcu, şimdi de bu spor dalında Türkiye'nin ilk kadın büyük ustası (WGM) oldu.
Ukrayna'da Lviv kentinde devam eden 8. Vasylyshyn Anı Turnuvası'nda dünyanın ünlü bayan satranç ustaları ile mücadele eden Betül Cemre Yıldız, 8. turda karşılaştığı birinci sıradaki Rus Kostin Alexey'i yenip, finale bir maç kala WGM (Kadın büyük usta) normunu ve ilk IM (uluslar arası usta) normunu almayı garantiledi.
Bu turnuva sonunda kadın büyük usta unvanı için gerekli şartları yerine getiren ilk Türk sporcusu olan Betül Cemre Yıldız, Türkiye Satranç Federasyonu'nun 10 bin TL'lik para ödülünü de almaya hak kazandı.
BAŞKANDAN TEBRİK
Satranç Federasyonu Başkanı Ali Nihat Yazıcı, Türk satrancında son yılda büyük mesafeler kat edildiğine dikkat çekip, Ukrayna'da bir ilki başaran Betül Cemre Yıldız'ı kutladı.
İş Bankası ile giriştikleri işbirliği sonunda Türk Satrancı'nın çağ atladığının da altını çizen Yazıcı, artık önümüzde 17-28 Aralık tarihleri arasında Mardin'de yapılacak Dünya Kadınlar Takım Satranç Şampiyonası ile 2012 yılında İstanbul'da ev sahipliğini üstleneceğimiz Dünya Satranç Olimpiyatı var. Altyapıdaki patlamanın meyvelerini bu turnuvalarda toplayacağız." dedi.
AİLESİNDEN GİZLİ BAŞLAMIŞ
Usta satranç oyuncusunun bu spora ilginç bir başlama öyküsü var. Betül Cemre Yıldız, babasının karşı çıkmasına karşın bu satranca başlamış ve bugünkü başarılarına ulaşmış. Genç şampiyon satranca başlamasını ve elde ettiği başarıyı şu cümlelerle anlatıyor:
"Ağabeylerim ve babam hep oynuyorlardı; fakat çok da iyi bilmeden kuralları oynuyorlardı. Ben de onları izleye izleye öğrendim. Sonra ağabeylerimle hep oynamak istedim. 'Benimle de oynayın' derdim onları izlerken. Ağabeylerim de küçük olduğum için beni reddediyorlardı. Ben de üzülüp kızardım onlara.
Hırs yaptım ve okuldaki kurslara kimseye haber vermeden kayıt oldum. Kayıt olduktan sonra onlara da söyledim. Zaten satrancı biraz öğrenmiştim. Bir ay sonra da İzmir Yaş Grupları Seçmeleri'ne katıldım. Aslında babam katılmamı istemedi. Çünkü daha yeni başladığım için çok maç kaybedersem şevkim kırılacağı için bırakacağımı düşündü. Abdullah Hoca "Bu kızda yetenek var, katılırsa başarılı olur" demiş. Babam, yine de ilk tura gelmedi. Benim ilk turnuvamdı. 7'de 7 yaptım ve yaş grubumda İzmir şampiyonu oldum. Daha sonra ise başarılarım peş peşe geldi ve büyük usta oldum. Artık üzerimdeki sorumluluk daha da arttı. Ülkemi satrançta en iyi şekilde temsil etmeye devam etmek istiyorum.
Benim hırslı bir yapım var. Daha satranca başlarken, aklımda başarılı olmak vardı. İzmir'de birinci olur olmaz, hedeflerimi büyüttüm. İlk senemde, daha iki aylık satranççıyken pek ümitli olmasam da, Yaş Grupları Türkiye Şampiyonası'nda sekizinci oldum. Sonraki sene ise Türkiye Şampiyonu olmayı hedefliyordum ve oldum.''
BETÜL CEMRE YILDIZ KİMDİR?
Türk Satranç’ının altın kızı Betül Cemre Yıldız, 1989 yılında Adapazarı'nda doğdu. 9 yaşında satranca başladı. Henüz 11 yaşındayken ülkemizi olimpiyat'ta temsil eden genç yetenek 4 defa olimpiyatlarda oynadı. 13 yaşında FIDE ustası, 14 yaşında ise uluslararası usta oldu.
Yaş gruplarına damgası vuran genç sporcu, iki kez dünya üçüncülüğü kürsüsüne çıkıp, bu alandaki ilkleri başaran isim oldu. Bayanlarda Türkiye şampiyonluklarına 11 yaşından itibaren ambargo koyan Betül, bu yoğun tempoya iki üniversite tahsili sığdırdı.
9 Eylül Hukuk Fakültesi ile Açık Öğretim İktisat Fakültesi'ni de kayıpsız bitirerek, avukatlık mesleğine adım attı. İzmir Balçova'da adına açılan satranç merkezinde minik şampiyonlar yetiştiren Betül Cemre Yıldız'ın adı bu spor dalı ile anılır oldu.

Beşiktaş En Güzelini Başardı

Her ihtimale açık bir maçtı bu. UEFA Avrupa ligi grubundan çıkabilirdi de çıkamayabilirdi de! Hatta Lider olarak çıkıp bir ilki de yaşatabilirdi Beşiktaş. Dün akşam ki maçta tüm ihtimaller gitti geldi. Sonunda en güzeli oldu; Beşiktaş çok güzel bir oyunla rakibini, 1-0 geriye düştüğü maçta yenerek grubunu lider tamamlayıp bir üst tura çıktı. Bu sayede üst tur kura çekimlerinde seri başı olarak bir avantaj yakaladı. Aynı zamanda gruplardan lider olarak çıkan ilk Türk takımı olma başarısını da yakaladı.
Bu güzel akşam önceki gün özgürlüklerine kavuşan Beşiktaşlı yöneticiler ve hocalarının sevinci ile başladı. Maçın ilk dakikaları gösterdi ki Beşiktaş kazanmak için sahaya çıkmıştı. Bunun için golle sonuçlanmayan pek çok güzel atak geliştirdi. Ancak 29.Dk'da kötü bir gol soğuk duş etkisi yaptı İnönü’de. Üzerine Dinamo Kiev’in 2-0 önde olması bir kabus’un habercisi idi.
İkinci yarıda Beşiktaş kazanma inancı ile saldırdı rakibine. Ve ışık 59.Dk. yandı. Bir penaltı, bir kırmızı kart ve bir gol. Üstüne Kiev’den gelen Kırmızı kartlar ve goller. Gerçekleşenler Kiev'in kâbusu idi. Devamında Beşiktaş sahaya çıkış amacını gerçekleştirmek için çalıştı ve 2 gol ile bunu da başararak, bizlere çok güzel duygular yaşattı.
Maça Carvalhal’in takımı taktik, fiziksel direnç ve mental İnancı ile damga vurdu. Oyuncu olarak ta Fernandes öne çıktı. Güçlü duruşu, çevikliği ve akıllı pasları Stoke City’nin sonu oldu.
Sonradan oyuna giren oyuncuların katkısı ise gelecek adına Beşiktaş için umut oldu. Mustafa, Alves ve Edu hem oyuna hem de skora büyük katkı sağladılar.
Herkesin Beşiktaş’tan ortak beklentisi kupa yolunda zirveye ulaşıp, ilk adımda ki bu başarıyı Kupa ile taçlandırması. Hepsine başarıları için teşekkür eder, Kupaya uzanmalarını temenni ederiz.
iyiturks
Stat: Fiyapı İnönü
Hakemler: Marcin Borski, Rafal Rostkowski, Tomasz Listkiewicz (Polonya)
Beşiktaş: Rüştü Reçber**, Hilbert***, Sivok***, Egemen Korkmaz**, İsmail Köybaşı**, Holosko** (Dk. 46 Mustafa Pektemek***), Ernst**, Necip Uysal** (Dk. 77 Alves**), Veli Kavlak**, Fernandes****, Almeida** (Dk. 74 Edu**)
Stoke City: Begovic*, Hagginbotham*, Upson*, Diao*, Wilkinson* (Dk. 27 Pennan*t), Delap*, Palacios*, Arismendi*, Jones*, Fuller**, Jerome**
Goller: Dk. 29 Fuller (Stoke City), Dk. 59 Fernandes (Penaltıdan), Dk. 74 Mustafa Pektemek, Dk. 82 Edu (Beşiktaş)
Kırmızı Kart: Dk. 57 Upson (Stoke City)
Sarı Kartlar: Dk. 27 Fuller, Dk. 44 Begovic (Stoke City), Dk. 61 Hilbert, Dk. 90 2 Edu (Beşiktaş)