Tırtıl ile Gülün Aşkı

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, kor alevin üstünde kör kuyunun dibinde, taa Kaf dağının eteklerinde hayalperest bir tırtıl yaşarmış. Sürekli hayaller kurar, onların gerçekleşmesini beklermiş. Ama ne yazık ki hiçbiri gerçek olmazmış. Çünkü tırtılın hayallerinin hepsi çok uçuk kaçıkmış.
Masal bu ya! Tırtılın yolu bir gün Peri Padişahının sarayına düşmüş. Tomurcuk bir güle rastlamış Gülizar’da. İlk bakışta aşka düşmüş bir tırtıl olduğunu unutarak! “Kozaların en güzelini, en yumuşağını, en alımlısını örerim al yanaklıma” diyerek pembe hayallerle konuvermiş gülün yaprağına.
İlk başlarda iltifatlar, kurlar çok hoşuna gitmiş gülün, ama gönlü yokmuş yinede karasevdalı tırtılda! Açmaya başladıkça tomurcuklar, gelmeye başlamış bülbüller gün be gün, görmek için al yanaklı bu gülü.
Gül, karar vermiş kurtulmaya tırtıldan;  Çünkü onun varlığı engel olmuş bülbüllerin gelişine, daha da yakınına. Çıkarmış dikenlerini başlamış acımasızca batırmaya karasevdalı tırtılın bağrına. Dayanamamış zavallı bu acılara, kendini zor atmış bir dutun yaprağına; Giderken de bir dörtlük döktürmüş kalsın diye bir hatıra çok sevdiği al yanaklısına:
Ben;
Görünenden fazlasını gördüm, 
ona vuruldum
Göründüğümden fazlası olamadım, 
ondan vuruldum.
Bir rüya gördüm,
Ona tav oldum
Kabuslarla örülüp,
Kahır oldum.

Bu, kendini bilmez tırtıldan kurtulan gül açılmaya saçılmaya başlamış. Nam-ı almış yürümüş cihanı. Bülbüllerin en şeni ile karar vermiş Dest-i izdivaca...
Zaman su gibi akıvermiş. Baharın yerini kara kış almış, bülbüllerin zamanı buraya kadarmış! Çekip gitmiş hepsi, virane kalmış saray bağları. Üzüntülerinden sararıp solmuş güllerin al al yanakları.
Geçen zaman dindirmeyi başarmış kara sevdalı tırtılın acılarını. O, kendini vermiş kozasını örmeye. Geceler boyu akıttığı kanlı gözyaşları al rengini, çektiği acılar sıklığını, sevgi dolu yüreği yumuşaklığını katmış ördüğü saf ipeğe...
Padişahın marifetli işçileri işlemişler bu sevdayı gül desenleri ile bir kumaşın üstüne. Bu kumaştan bir elbise dikmişler padişahın biricik kızına. Çok yakışmış bu elbise dünyalar güzeli prensesin vücuduna. Hiç çıkarmazmış bu elbiseyi prenses, pek sevmiş al al gül desenlerini.
Prensesin çevresinde kelebekler uçuşurmuş; Her birinde kara sevdalı tırtılın ruhunun birer parçası, bin bir renge bürünerek dans ederlermiş hüzünlü bir şarkı eşliğinde. Solmuş gül yaprakları dökülürmüş kara sevdaya düşenlerin başına bu masalın bitiminde...

iyiturks

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

iyi ve güzel...